Dünyaya geliş sebebi, Allah’ı kalben tanıyabilmek olan mü’minin gönül erlerinin işi nedir?
“Gönül insanı” dediğimizde aslında “Müslüman”ı arıyoruz, başkasını değil. Gönül insanı diğer ifadesiyle “kalb adamı” ise şayet, Müslüman tam da kalb adamı olmak durumundadır.
Allah dostları, sevenlerini her konuda irşad ederler. Evlenecek, okuyacak, askere gidecek evlatlarıyla ayrı ayrı ilgilenirler. Hepsinin durumuna göre maddi, mânevi destek vermeye gayret ederler. Onlara dualar eder, önemli tavsiyelerde bulunurlar. Bu anlamda Sami Efendi Hazretlerinin askere gidecek iki gence verdiği nasihatleri sizlerle paylaşıyoruz.
Batının; “insan insanın kurdudur” anlayışından barış ve dostluk beklemek boşunadır. Bir damla petrolü bir damla kana eşit tutan, hatta petrolü kandan daha değerli gören bir zihniyetten ancak çatışma ve kavga sadır olur.
Nişanlılık döneminde çiftlerin rahat görüşebilmek için nikâh kıymaları uygun mudur?
Bize kastetmek üzere sıkılmış yumrukların, dostça tutacağımız eller hâline gelmesine samimiyetle duâ edebilir miyiz?
Geçici olan dünya mı, ebedi olan Âhiret mi?
Cenâb-ı Hakk’ın âhirette soracağı suallerden bazıları...
Dünyaya aldanarak âhireti unutmak; bayağı şeylerle oyalanarak saâdeti sefâlet çarşısında aramaktan farksızdır. Bu gafleti bertaraf etmenin çâresi ise “zikir”dir. Zikir, gönlün Allah ile olmasıdır.
Peygamber Efendimiz’in İslâm’a davet mektupları, İslâm tarihi açısından büyük öneme sahiptir. Bizans İmparatorluğu, İran, Mısır, Habeşistan, İslâm güneşinin Medine’den yükselişi sırasında Arabistan yarımadasıyla siyasî ve iktisadî yakın ilişkileri olan önemli devletlerdi.