Yâkub Çerhî Hazretleri hem medreselerde zâhirî ilimleri tahsil etmiş bir âlim, hem de tasavvuf yolunda ilerlemiş bir mürşid-i kâmil idi. Nitekim, günümüze kadar ulaşan on eseri,[1] kendisinin ilmî sahadaki vukufiyetini açıkça göstermektedir.
Her an Allâh’ın huzûrunda olduğunun şuuruyla, yani ihsan duygusuyla yaşayabilmek, velâyete ulaşmanın en büyük şartıdır.
Yâkub Çerhî Hazretleri'nin manevi yolculuğu (seyru süluku) hakkında şöyle söylüyor: "Tasavvuf’un gâyesi, kalbin Cenâb-ı Hak ile huzur bulmasıdır, Rabbe vuslattır."
Alâüddîn Attâr Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Alâüddîn Attâr Hazretleri, sohbet meclislerinde tekrar tekrar: “–Birbirinizle sohbet edin! Sohbet, sünnet-i müekkededir.” îkâzında bulunur, Hak dostlarıyla sohbet edip, bunların âdâbına hakkıyla riâyet etmenin önemine değinirdi.
Büyük Hak dostları, Allâh’ın yardımının ve muvaffakıyetin ancak gayretle mümkün olduğunu ifâde etmişlerdir. Yani çalışıp gayret eden muvaffak olur.
Bahâüddin Nakşibend Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazıları...
Nakşibend Hazretleri, her türlü hizmeti nîmet bilirdi. Dervişerine hizmet etmeyi sevdiği gibi herkesin meselesini halletmek, problemini çözmek için de gayret ederdi.
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri manevi sohbetin önemini şöyle anlatıyor: Kişi, insanlarla beraber olup onlara hizmet edince, halvete çekildiği zamanlardan daha fazla gönül huzûru elde eder. Yani kesrette vahdeti yakalar, kalabalıklar içindeyken Cenâb-ı Hak ile beraber olabilirse, gönlü daha fazla huzûra kavuşur. Bizim yolumuzda gönül âlemi ancak bu şekilde inkişâf eder. Bizim yolumuz sohbet yoludur. Halvette şöhret, şöhrette ise âfet vardır. Hayır ve bereket, birlik ve beraberliktedir. Birlikte olmak, sohbetle mümkündür.
Tövbenin hakîkati; günahların aslı olan kibir, gurur ve benlik duygusundan vazgeçerek acziyeti idrâk etmektir. Bu da, nefsin hodgâmlığını tanıyıp onun mâneviyâta verdiği zararı fark ettikten sonra gerçekleşir. Kişi bu elem ve acziyet içindeyken gönlünden Hak Teâlâ’ya yalvarır ve inler. İşte tövbenin hakîkati budur.