Allah için birbirini sevmenin şartları nelerdir? İşte Allah için birbirini sevenlerin özellikleri...
“…Onlar hayırda birbirleriyle yarışırlar…” (Âl-i İmrân, 114) ayeti nisbetinde sâlih mü’minler hayır yarışındaki en güzîde hizmet ürünlerini vakıf müesseseleri yapmışlar. Bugün çok geniş sahada hizmet verebilen vakıflar, yaratılmış her şeye karşı İslâm’ın şiârı olan şefkat ve merhametin en mükemmel tezâhür şeklidir.
Asıl zenginlik Allahü Teâlâ’nın bahşetmiş olduğu o dünyevî varlığı hüsn ü isti’mal etmek, verenin Hak celle ve âlâ hazretleri olduğunu bilmek ve yerli yerinde kullanmakdır. Nice işgüzar, çalışkan, ticarî bilgiye sahib, muhtelif lisanlar bilen kimseler vardır ki, murâd-ı ilâhî mucibince dünyalıkları zayıftır.
Mârifetullaha ermiş zatların her hareketinde derin, zarif ibret dersleri vardır. Onların hayatı Allah ile yüzyüze yaşamak gibidir.
Alçak gönüllülük, gösterişsizlik "tevâzu" olarak tanımlanıyor dilimizde. Peki tevâzu derecemiz nedir? Bunu nasıl anlayacağız? İşte cevabı...
Osmanlı pâdişahlarının birinciden sonuncuya kadar hemen hepsi, âlim, şâir, sanatkâr ve mutasavvıf idiler. Hemen her pâdişah, devrin en mûteber meşâyıhından birine intisâb eder ve onun irşâdıyla yürürdü. Zâhirdeki ihtişam ve muzafferiyetlerin arkasında böyle bir mânevî dünya ve destek, dâimâ mevcut olagelmiştir. İşte bunlardan biri olan Sultan 2. Murad Han'ın Hacı Bayrâm-ı Velî Hazretleri ile görüşmesi...
Allahütela Kur’ân-ı Kerim'de, baştan sona insanların kalplerine “havf” ve “recâ” dengesini kurmayı öğretir. Bazen tek bir âyetin içinde hem korku verecek ifadeler, hem de ümit vaad eden müjdeler vardır.
İstanbul'da üniversite okuyan ama kafasında geleceğe dair onlarca soru dolaşan üniversiteli gençlere yönelik, Hizmetkâr Kariyer Planlama Hareketi tarafından, kariyer planlama eğitimleri başlıyor!