Gönüllerin tatmini sadece ilimle değil, ancak Allah’a vuslat iledir. Bilgi, Allah’ı tanımada ve hakikatleri idrak etmede önemli bir vâsıta olmasına rağmen, sahibini saadete ve huzûra eriştirmede yeterli değildir. Bu sırrı bir şekilde hisseden ilim yolcuları, gönüllerini Allah ile teskin edecek yol ve mürşid arayışına girmişler.
Âlimlerimiz, ilmin şerefini konusuna göre değerlendirmişlerdir: “En şerefli bilgi “Mârifetullah” yâni “Allah’ı tanıma” bilgisidir.” Hatta yaratılışımızın en önemli gâyesi olarak da mârifetullahı görmüşlerdir. Zira kulluğun keyfiyet ve mertebesi, ancak mârifetullah ile gerçekleşebilecektir.
Kur’ân’ın tatbik edilmiş hâli olmasından dolayı sünnet, Kur’an’ın yanında İslâm’ın vazgeçilmez ikinci kaynağını oluşturmaktadır. Allah’ın kitab’ı ve Rasûlü’nün sünneti, ayrılmaz iki kaynak olarak İslâm toplum yapısının hem teşekkülünü, hem de özelliklerini yitirmeden devamını sağlamıştır.
Her nimet karşılığında bir şükrü gerektirir. Nimetlerin en büyüğü olan Peygamber nimeti de bundan istisna değildir. Yüce Rabbimiz lütfettiği bu nimete şükür olarak Kutlu Elçisine sık sık salat u selam getirmemizi emir buyurmuştur.
Dr. Ahmed Hamdi Yıldırım Hoca, "Müslüman 1 Nisan şakası yapabilir mi?" sorusunu cevaplandırıyor.
Erkam Radyo’da İstanbul’un Sırları adıyla program yapan İstanbul Seyyahı Fahri Sarrafoğlu Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile İslam'da Kadının Yeri, Değeri ve Önemi konulu özel bir mülakat gerçekleştirdi. İstifadenize sunuyoruz.
Şeytan taşlamanın sünnetleri nelerdir? İşte şeytan taşlamada sünnet olan durumlar...
Mü’minin hayatına mânâ ve kıymet katan en mühim vasıflar, ihlâs ve takvâdır. Çünkü ihlâs ve takvâ ile Cenâb-ı Hakk’a kulluğu zirveleştirmek, hayatın ana gâyesi ve kulun varlık hikmetidir.
Sözlükte azîmet "bir şeye kesin olarak yönelmek, niyetlenmek" anlamındadır. Azîmetin karşıtı ruhsattır. Sözlükte "kolaylık, devamlı olan" ruhsat, fıkıh ilminde "meşakkat, zaruret, ihtiyaç gibi ârızî bir sebebe bağlı olarak azîmet hükmünü terketme imkânı veren ve yalnız söz konusu ârızî durumla sınırlı bulunan hafifletilmiş ve geçici hükmü" ifade eden bir terimdir.
İnsanlık âleminde güzel ahlâkın; nezâket, letâfet ve zarâfetin zirvesi, şüphesiz ki Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. Bütün fazîletler ve güzellikler, O’nun emsalsiz örnek şahsiyetinde mevcuttur. O’nun gönül âlemi; nâdide, latîf, zarif çiçekler ve mis kokulu güllerle bezenmiş bir gülistan gibidir. Peygamber vârisi Hak dostları da, o gülistan üzerinden süzülüp gelen bir rahmet esintisi mesâbesindedirler.