Muhabbetin kantarı, fedakârlıktır. Peki Allah (c.c) muhabbetinin en mühim nişânesi, işareti nedir? İşte cevabı...
Muhabbetin en büyük göstergesi, fedakârlıktır. Herhangi bir insanın şahsî bir menfaati, gecenin bir yarısında kalkmasını îcâb ettirse, o kimse ne yapıp eder, o saatte muhakkak uykusunu bölüp kalkar.
Kâmil mü’minler, kusur işleyen bir mü’mine karşı -o kusur kendilerine karşı işlenmiş olsa dahî- bir doktorun hastasına muâmelesi gibi bir tavır sergilerler. Hiçbir doktor hastasına, yakalandığı hastalıkta şahsî bir kusuru olsa bile kızmaz. Kendisini hastasına şifâ sunmakla mükellef bilir. Bu ahlâk ile yaşayan Hak dostları da, günaha olan nefreti, günahkâra taşırmazlar. Onları yaralı bir kuş gibi kabul ederek gönül sarayında irşad ve ıslah gayreti içinde olurlar.
Bir hak dostu ve çoban arasında geçen, Allah'a (cc) duyulan muhabbeti konu alan kısa video çalışması...
Sevdiği için çöllere döşen Mecnun'un büyük bir muhabbetle mahlukatı sevmesinin sırrı...
Huşû, Allâh’ın emirlerini vecd içinde îfâ etmek, nehiylerinden de büyük bir titizlikle sakınmaktır.
Bilgi edinmek uğrunda yıllarını okul yollarına, kitap ve defter başında dirsek çürütmeye sarf eden nesillerimize; mutlaka, ilmi faydalı hâle dönüştüren sırrı, yani Allah ve Rasûlü’ne muhabbetle ittibâ hakîkatini öğretmek mecburiyetindeyiz.
Muhabbet, yaratılıştan gelen kalbî bir temâyüldür. Ancak kalbdeki muhabbetin seviyesi, muhabbet duyulanın ulviyyetine münâsip derecede olmalıdır.
Âhiret inancı, mes’ûliyet şuurunu kuvvetlendirir, vazifeye bağlı, hak ve hukuka hürmetkâr olmayı temin eder. Bu sûretle gayet sağlam bir ahlâk anlayışına, çok mükemmel bir nizam kavramına ve pek ulvî bir hakşinaslığa vesîle olur.