Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in 23 senelik nebevî hayatı, canlı bir Kur’ân tefsîri mâhiyetinde tezâhür etti.
İslam'ın ilk döneminde kafirler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) nazarında gördükleri ve vicdânen kabul ettikleri hakîkat karşısında nefsaniyetlerine tabi oldukları için İslam'ı reddetmişlerdi.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem “Kişi sevdiği ile beraberdir...” müjdesini sahabeye veriyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her tabakadan insana en mükemmel davranış ölçüleri sergileyerek örneklik teşkil etmiştir.
Tarihte, hayatının tamamı en ince teferruâtına kadar tespit edilebilen tek Peygamber ve tek insan, Hazret-i Muhammed Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir.
Allâh’ı seven, Allâh’ın da kendisini sevmesini isteyen; Kâinâtın Fahr-i Ebedîsiʼne muhabbetle itaat etmelidir. Çünkü O’na itaat, hakîkatte Cenâb-ı Hakk’a itaattir.
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, insanlığın önünde bir “Sirâc-ı Münîr”, yani karanlıkları aydınlatan bir ebediyet kandili.
Kulu, Allâh’a muhabbet deryâsına götürecek olan yegâne rahmet ve muhabbet pınarı, Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. Çünkü Hazret-i Peygamber Efendimiz’e muhabbet, Allâh’a muhabbet; O’na itaat, Allâh’a itaat; O’na isyan, Allâh’a isyan mâhiyetindedir.
Bizim, çok sevdiğimiz, şefâatini dilediğimiz, dünyada Ravza’sına, ukbâda Havz-ı Kevser’ine hasret duyduğumuz Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- ile; ibâdet, muâmelât ve ahlâk bahsinde müşterekliğimiz acaba ne kadar?