Cenâb-ı Hakk’ın îman, akıl, irfan, maddî beden ve mânevî kuvvetler gibi kıymetini takdir edemeyeceğimiz pek büyük ilâhî nîmetlerine mukâbil, şükür borcunu edâdan âciz, hem de kusurlu olan bir insan, kendisini gâyet mücrim, günahkâr ve mahcup görmedikçe mânen yükselemez.
Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri’nin mânevî makâmı yükselip Cenâb-ı Hakk’a yakınlığı arttıkça tevâzuu da artmıştır. Kalbini dâimâ kontrol etmiş, gaflete düşüp de Cenâb-ı Hak’tan uzaklaşmamak için her an teyakkuz hâlinde bulunmuştur. Hiçbir zaman nefsinden râzı, hâllerinden emîn olmamıştır.
Bir mü’minin tevâzû sahibi olabilmesi ve amellerini makbûl bir şekilde îfâ edebilmesi için acziyetini idrâk ederek kusurlarını görmesi lâzımdır. Zira kulluğun şiârı; acziyet ve noksanlıktır.
Şikâyet hâli, çoğu zaman zafiyet ve acziyetin dışa yansımasıdır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem)’nün “keşke şöyle olsaydı ya da olmasaydı” tarzında kurulan cümlelerin ya da sığınılan gerekçelerin, şeytana kapı araladığını ifade etmesi[1] bu mânâda son derece anlamlıdır.
Tövbenin hakîkati; günahların aslı olan kibir, gurur ve benlik duygusundan vazgeçerek acziyeti idrâk etmektir. Bu da, nefsin hodgâmlığını tanıyıp onun mâneviyâta verdiği zararı fark ettikten sonra gerçekleşir. Kişi bu elem ve acziyet içindeyken gönlünden Hak Teâlâ’ya yalvarır ve inler. İşte tövbenin hakîkati budur.
acz, acziyet: 1. Âcizlik. 2. Becerisizlik, kâbiliyetsizlik, güçsüzlük, yapamamak. 3. Fakirlik, tevâzû.
Nefsin azgınlıklarını dizginlemenin en kolay yolu, onu açlıkla terbiye etmektir. İnsan tokken, sağlıklıyken, gücü-kuvveti yerindeyken, kendini ihtiyaçsız, kusursuz ve noksansız görür. Âcizliğini unutarak büyüklenmeye kalkışır.
Hakîkaten “benlik” ve “iddiâ”, hizmet yolunun kanseridir. Bu hastalığın tedâvisi son derece zordur. Tekkelerde umûmiyetle üzerinde “Hîç” yazan bir levha bulunur ki bu, insana, enâniyetten vazgeçip ilâhî kudret karşısındaki acziyetini idrâk etmeyi telkîn eder.
Her şeyden habersizmiş gibi bölünerek çoğalan ve süratle rahme doğru ilerleyen zigotun yaptığı işlere baktığımızda harikulâde bir plân, incelikli ve sanatlı bir tasarım, hiçbir tesadüfe havâle edilemeyecek kadar mükemmel olan bir işleyiş görmekteyiz. Bunlardan biri de zigotun rahme gömülmesi esnasında yaşanmakta olup, akıl sahibi hiç kimse bunu düşünmeden geçmemelidir.
Yüzakı Dergisi, Kasım sayısında "HİÇLİĞİ İDRAK" kapağıyla çıkıyor.