Suriyeli Mültecilerin Hayatı Belgesel Oluyor

Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Dayanışma Vakfınca hazırlanan "Muhacirler" adlı 26 bölümden oluşan belgeselde, ülkelerindeki iç savaş nedeniyle sığınmacı durumuna düşen insanların hikayeleri anlatılıyor- İlk bölümünde "Aylan bebek" ve babasının konu edildiği belgeselin diğer bölümlerinde ise 25 Suriyelinin yaşam mücadelelerine yer veriliyor.

Gaziantep'te, Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Dayanışma Vakfınca, iç savaş nedeniyle ülkelerinden kaçan Suriyelilerin hayatlarının anlatıldığı 26 bölümden oluşan "Muhacirler" adlı belgesel film hazırlandı.

"Aylan bebek" ve babasının hikayesinin yer aldığı ilk bölümü TRT'de yayınlanan belgeselin diğer bölümlerinin çekimleri ise bir yıllık çalışmanın ardından kısa süre önce tamamlandı. 26 bölümden oluşan belgeselin diğer bölümlerinde ise 25 sığınmacının savaş sürecinde ülkelerinde yaşadıkları, Türkiye'ye yolculukları ve buradaki yaşantıları anlatılıyor.

"YAZARLARIN, RESSAMLARIN HAYAT HİKAYESİNİ YANSITMIŞ OLDUK"

Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Dayanışma Vakfınca hazırlanan belgeselin yönetmeni Nuri Sinopluoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriyelilerin hayatlarını ve dramlarını anlatmayı amaçladıklarını söyledi.

Çocuğundan gencine, avukatından yazarına birçok kişiyi anlatan belgesel hazırlamaya çalıştıklarını ifade eden Sinopluoğlu, "Amacımız, Türkiye’ye sığınan bu insanların, bazı çevreler tarafından anlaşıldığı gibi 'dilenci, ucube' olmadıklarını, onların da bir hayatları olduğunu göstermek." dedi.

 

Çektikleri belgeselle sığınmacıların yaşadıkları acıları yakından görme fırsatı bulduklarını dile getiren Sinopluoğlu, şöyle devam etti: "Bu insanlar kendi memleketlerinde doktor, profesör, bilim adamı, iş adamıydı. Şimdi burada hiçbir şeyleri olmadan yaşamaya çalışıyorlar. Her birinin ayrı bir hikayesi var. Bu insanlar yaşadıklarını anlatırken gözleri yaşarıyor. Orada yakınlarını, işlerini, her şeylerini kaybedip gelmişler. Nüfus cüzdanlarını, kimliklerini alamadan, apar topar gelen insanlar var. Biz bunlarla çok karşılaştık. Dolayısıyla insanların sosyal bir yaşamının olduğunu, bireysel bir iç dünyasının olduğunu ortaya çıkarmış olduk. Her kesimden insanı bu belgeselin içine katarak, nasıl bir yaşam içerisinde ve duyguda olduklarını anlatmış olduk. İlk bölümümüzde Aylan bebeğin babasını çektik. Onun kısa bir hayat hikayesini aldık. Bu, çok dikkati çekti. Sonra buradaki yetimhanelerde kalan çocukların hayat hikayesini aldık. Yazarların, ressamların birçok insanın hayat hikayesini yansıtmış olduk"

"ENSARLARIN DA BELGESELİNİ HAZIRLAYACAĞIZ"

Sinopluoğlu, çekimler sırasında sığınmacıların yaşadıkları, tanık oldukları zulümleri aynı duyguları paylaştıklarını ifade ederek: "Bu projeyi yapmaktan dolayı çok mutluyum. O röportajları yaparken insanların duygulu anlarını biz de yaşadık. Neler yaşandığını, nasıl zulüm yapıldığını ve bu insanların nasıl bir hayat mücadelesi verdiğini görerek ve yaşayarak güzel bir iş yaptığımıza inanıyorum. İnşallah Allah bu ve buna benzer programları yapmayı nasip eder" diye konuştu.

Muhacirlere kucak açan, bağrına basan ensarların belgeselini de hazırlayacaklarına işaret eden Sinopluoğlu: "İnşallah bu projeyi de hayata geçirmeyi planlıyoruz. Muhacirler belgeseliyle tarihe bir belge bırakmış oluyoruz. Yıllar sonra insanlar bu belgeselleri izlediğinde aynı duyguları yaşayacak. Suriye’de yaşanan zulümleri daha iyi anlamalarını sağlayacak" dedi.

Sinopluoğlu, "Aylan bebek" ve babasının konu edildiği ilk bölümünün TRT'de yayınlandığı belgeselin, diğer bölümlerinin de önümüzdeki günlerde yayınlanacağını kaydetti.

Kaynak: gzt.com

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.