Sultanahmet Camiî Tarihi

Sultanahmet Camiî ne zaman ve kim tarafından yaptırıldı? Sultanahmet Camisi’nin mimarı kimdir? Sultanahmet Camiî nerede? Sultanahmet Camiî tarihi, özellikleri, hakkında bilgi.

Ayasofya’nın karşısında inşa edilen Sultanahmet Camiî adeta onun güzelliğiyle ve ihtişamıyla boy ölçüşmektedir.


Osmanlı döneminde Sultanahmet Camisi

SULTANAHMET CAMİÎ MİMARI

Sultan 1. Ahmet tarafından mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırıldı. Cami ve külliyenin inşasına 1609 yılında başlandı. Sultan 1. Ahmet ve sevgili hocası Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri, Şeyhülislam Mehmet Efendi, Sadrazam Davut Paşa ve bazı büyük devlet adamları da caminin inşaatında gelip bizzat çalıştılar.

SULTANAHMET CAMİÎ NE ZAMAN YAPILDI?

Sultanahmet Camiî, 1617 senesinde ibadete açıldı. Külliyesi ise 1619 yılında tamamlandı.


Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve Sultanahmet Camiî

Sultanahmet Külliyesi, İstanbul’daki en büyük külliyelerden biridir. Cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkanlar, hamam, çeşme, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan meydana gelen külliyenin bazı kısımları maalesef günümüze ulaşamadı.

SULTANAHMET CAMİÎ ÖZELLİKLERİ

Sultanahmet Camiî’nin 23,5 m çapındaki büyük kubbesinin yerden yüksekliği 43 metredir. Bu devasa kubbeyi her biri 5 m çapında olan dört adet fil ayağı taşımaktadır.


Sultanahmet Camiî’nin içi

Ana kubbeyi aynı zamanda dört tane yarım kubbe desteklemektedir. Renkli camlarla süslü 260 pencere, camiye benzersiz bir iç aydınlığı sağlar.

MAVİ CAMİ (BLUE MOSQUE) HANGİ CAMİDİR?

Cami içi süslemelerde kullanılan yirmi binden fazla çini ve desenlerindeki mavi tonlarından dolayı yabancılar tarafından Sultanahmet Camiî, “Mavi Camiî/Blue Mosque” olarak isimlendirildi.

ALTI MİNARELİ TEK CAMİ

Sultanahmet Camiî’nin en büyük özelliği, altı adet minareye sahip olmasıdır. Adana’da bir kopyası (Sabancı Merkez Camiî) yapılıncaya kadar Türkiye’nin altı minareli tek camisi olma özelliğini korudu.


Ayasofya'dan Sultanahmet'e bakış

Sultan 1. Ahmet, yaptırdığı caminin o zamana kadar altı minareli tek mabet olan Kâbe-i Muazzama’ya denk olmaması için Kâbe’ye yedinci minareyi ilave ettirdi. Sedef işlemeli kapı ve pencere kapakları, minberindeki ve mihrabındaki mermer işçiliği, caminin kalem işi süslemeleri caminin güzelliğine zarafet katmaktadır.

SULTAN 1. AHMET’İN İTİKAFA GİRDİĞİ CAMİ

Sadece Sultanahmet Camisi’nin sahip olduğu bir diğer özellik ise Hünkar Kasrı’dır. Sultan 1. Ahmet, Osmanlı sultanları içinde ibadete en düşkün olanlarından biridir. Külliyenin dış avlusunda camiye bitişik olarak inşa edilen Hünkar kasrında ibadet öncesinde ve sonrasında inzivaya çekilirdi. Ramazan’ın son on gününde Topkapı Sarayı’ndan ayrılarak burada itikafa girdiği anlatılmaktadır.

Külliyeye ait türbede Sultan 1. Ahmet, hanımı Kösem Sultan, şehzadeleri Sultan 2. Osman ve Sultan 4. Murat ile bazı torunları defnedildi. Türbenin civarında ise bugün Başbakanlık arşiv deposu olarak kullanılan medrese vardır. Külliyenin darüşşifa ve imaret bölümleri bugün Sultanahmet Teknik Lisesi olarak hizmet vermektedir.

SULTANAHMET CAMİÎ NEREDEDİR? - HARİTA

İSTANBUL’DA GEZİLECEK YERLER

İstanbul’da Gezilecek Yerler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Sultanahmet Camii'nin içi olduğunu yazdığınız camii Eminönü Yeni Camii'dir.

    • İlginiz ve uyarınız için teşekkür ederiz. Haberimizin içeriği revize edildi.

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.