‘Sükûtu Teybe Almak’ Nasıl Bir Hissiyat?
Abdullah Sert Hocaefendi, Sami Efendi ile Medine-i Münevvere’de yaşanan sessiz ama derin manevi anları anlatıyor… Peki, kelimelerin ötesinde bir tefekkür ve huzur deneyimi olan ‘Sükûtu teybe almak’ nasıl bir hissiyattır?
Yıllar önce Medine-i Münevvere’yi ziyaret etmiştik, sanırım 1977 yılıydı. Medine’de yine Hindistan menşeli büyük bir zat, Mevlana Ziya Efendi, 100 küsur yaşlarında vefat etmişti. O sırada bize dediler ki: “Bugün Türkiye’den gelen Mahmut Sami Efendi’nin evlatları, Mevlana Ziya Efendi’yi ziyaret edecek.”
Bizler o zaman gençtik ve ziyaretine gittik. Hazret gayet bir kenarda oturuyor, konuşuyor, dualar ediyordu. Bir ara Arapça olarak “Sami Efendi geldi mi?” diye sordu. Dediler ki: “Birazdan gelecek.”
Birkaç dakika sonra Mahmut Sami Efendi geldi ve mübarek zat, “Esselamü aleyküm” dedi. Sami Efendi de “Aleykümüsselam” diye cevap verdi. Ortada derin bir sükût vardı. Biz bekliyoruz, “Ne güzel, şimdi iki Allah dostu güzel bir sohbet edecek, biz de dinleyeceğiz,” diye düşündük. Arapça konuşurlar, Türkçe konuşurlar diye bekledik; ama 3 dakika, 5 dakika, 10 dakika, 15 dakika geçti ve hiçbir şey olmadı.
Ama orada öyle bir manevi akım vardı ki, kelimelerle anlatmak mümkün değil. İçimizden gerçekten şu geçti: “Acaba bu zatlar konuşsalar, ya da bir Fatih hadiseleri çıksak buradan…” Çünkü hissettiğimiz şey gerçekten büyüleyiciydi, abartmadan söylüyorum.
Yaklaşık yarım saat sonra “Fatiha” dediler ve buyurun yemeğe geçildi. Bir arkadaşımıza bunu anlattığımda, çok güzel bir yazı yazdı: Sükûtu teybe almak! “Sükût, teybe alınabilir. Ama bazen söz kulağınıza bile girmez; bırakın, kalbinize girsin.”









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!