Şükrü Gereken Nimet

Her nefes bir nîmet, her nîmet ayrı bir şükür ister… En büyük nîmet ise, şükrü hatırlayabilen bir kalbe sahip olmaktır.

Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz nîmetleri karşısında O’na ne kadar şükretsek, yine de şükür borcumuzu tam olarak ödeyemeyiz.

ŞÜKRÜ GEREKEN NÎMET; ŞÜKREDEBİLMEK

Nitekim Hak dostlarından Mehmed Emîn Efendi, talebelerinden birine yazdığı bir mektupta şöyle buyurmuştur:

“…Bir nefeste iki nîmet vardır (birincisi nefesi alabilmek, ikincisi aldığı nefesi verebilmek). Bunun için her nefese iki şükür lâzımdır. Her saat bin nefes ve her nefese iki şükür olmak üzere yirmi dört saatte kırk sekiz bin şükür gerekir. Bir insan bütün işlerini bırakıp «şükür, şükür» diyerek Allah Teâlâ’ya devamlı hamd ve şükretse, yine de şükrün hakkını veremez. Mâlûm oldu ki, Allah Teâlâ’ya şükrün binde birini edâ edemez.”

Kulun şükür hususundaki bu mutlak aczi yüzündendir ki, rivâyete göre Mûsâ -aleyhisselâm- Cenâb-ı Hakk’a:

“–Yâ Rabbi! Sana şükrüm, Sen’den bana verilen ayrı bir nîmettir ki o da ayrı bir şükür ister. (O hâlde Sana lâyıkıyla nasıl şükredebilirim?)” dedi.

Allah Teâlâ, Mûsâ -aleyhisselâm-’a şöyle vahyetti:

“–Her nîmetin Ben’den olduğunu bildiğin vakit, Ben de bu bilgini şükür olarak kabul ederim.” (İhyâ, IV, 163)

Bütün nîmetlerin Hak’tan olduğunu bilmekle birlikte o nîmetlerin bize ulaşmasına vesîle olanlara teşekkür etme nezâketini göstermek de Hakk’a şükrün mühim bir şartıdır. Nitekim hadîs-i şerîfte:

“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allâh’a şükretmiş olmaz.” buyrulmuştur. (Ebû Dâvûd, Edeb, 11/4811; Tirmizî, Birr, 31)

Şükür, insanlık aynasıdır. İnsanlara teşekkür, bir nezâket ve ahlâk meselesi olduğu kadar, mecazdan hakîkate geçmenin de bir alıştırmasıdır. Çünkü Hâlık’ı unutmamak şartıyla insanlara olan teşekkür, neticede yine Hak Teâlâʼya râcîdir.

Şükür ehli bir kula, yalnız nîmetlerin kadrini bilmek yetmez. Şükür, nîmetlerin asıl sahibini tanımak ve O’na kullukta bulunmaktır. Yani nîmetler, tefekkür ufkunu genişleterek kulu Rabbine sevk etmeli, bu vesîleyle kalpler de muhabbet ve mârifetullâh’a istikâmetlenmelidir.

Bizlere çok kıymetli bir hediye gönderen zâtı unutarak, sadece hediyeyi getiren kişiye teşekkürle iktifâ etmemiz, ne kadar tuhaf ve yanlış ise; nîmetleri bize ulaştıran sebeplere bağlanıp asıl müsebbibi, rızka takılıp Rezzâk’ı unutmak da o kadar büyük bir nankörlüktür. İnsan için, nîmetlerin gerçek sahibini, yani Allah Teâlâ’yı unutmak kadar büyük bir ayıp ve kayıp tasavvur olunamaz.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 2, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

ŞÜKÜR NEDİR, NASIL ŞÜKREDİLİR?

Şükür Nedir, Nasıl Şükredilir?

HAMD VE ŞÜKÜR İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Hamd ve Şükür ile İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • cok begendim

Yorum Ekle