Srebrenitsa Soykırımının "İsimsiz" Kurbanları Defnedilmeyi Bekliyor

Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da 1995'te yaşanan ve 8 binden fazla Boşnak sivil Müslümanın öldürüldüğü soykırımda kimlikleri tespit edilemeyen 100'den fazla kurbanın kemik kalıntıları morglarda bekletiliyor.

Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın ardından en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen Srebrenitsa soykırımında Sırp güçler tarafından öldürülen ve hayatta kalan akrabası olmadığı için kimliği belirlenemeyen kurbanlar yaşanan zulmün ne derece büyük olduğunu gösteriyor.

Soykırımda öldürülenlerin kemik kalıntılarına ulaşılmasında büyük çaba gösteren eski Kayıp Kişiler Enstitüsü Başkanı Amor Masovic, morglarda bekleyen isimsiz kurbanlara dikkati çekerek "Görev yaptığım dönemde bu sayı 98'di. Muhtemelen şimdi 100'ü geçmiştir." dedi.

Masovic, "İsimsiz diye adlandırılanlar, DNA analizi yapılan ancak yaşayan yakın akrabası olmadığı için DNA'nın kan örnekleriyle karşılaştırılamadığı kişiler. Muhtemelen akrabaları da aynı kaderi paylaştı. Belki 15 yıl önce kemik kalıntısına ulaşılan ve yıllarca soğuk morg odalarında bekleyen soykırım kurbanları var." ifadelerini kullandı.

"İSİMSİZ OLANLARIN DA POTOÇARİ'DE MEZAR TAŞI OLMALI"

İsimsiz kemik kalıntılarının sahibi kurbanların da Srebrenitsa'daki açlık, susuzluk ve zulmü yaşadığını belirten Masovic, "Onlar da soykırım kaderini yaşadı. Onlar da bugün Potoçari'de mezar taşı olanlarla yan yana kurşuna dizildi." diye konuştu.

Masovic, isimsiz olanların da toplu mezarlardan çıkarıldığına işaret ederek "Onlar da Potoçari'de arkadaşları, sevdikleri, tanıdıklarıyla birlikte huzura kavuşmalı. Onların da beyaz bir mezar taşı olmalı. Üzerinde 'isimsiz' ve çıkarıldıkları toplu mezar bilgisi yer alabilir. Onlar da ruhlarına Fatiha okunmasını hak ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yaşayan bir akrabası ortaya çıktığında mezar taşı üzerindeki bilgilerin değişebileceğini aktaran Masovic, morgda bekleyen bu isimsiz kurbanlara karşı daha insani davranılması gerektiğini kaydetti.

SREBRENİTSA'DA EN AZ 8 BİN 372 KİŞİ KATLEDİLDİ

Hollanda'nın Lahey kentindeki uluslararası mahkeme tarafından, aralarında Srebrenitsa soykırımının da bulunduğu birçok savaş suçundan müebbet hapse mahkum edilen eski Sırp komutan Ratko Mladic, 11 Temmuz 1995'te emrindeki Sırp askerlerle Srebrenitsa'yı ele geçirdi.

Sırp bayramı arifesinde Srebrenitsa'yı Sırp milletine armağan ettiklerini söyleyen Mladic, "Nihayet bu topraklarda Türklerden (bölgede Müslümanlara Türk de deniliyor) intikam alma zamanı gelmiştir." ifadelerini kullandı.

Şehirde yaşayan siviller, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde bölgede görev yapan Hollandalı askerlere sığınarak hayatta kalmayı umsa da Hollandalılar istisnasız herkesi Sırp birliklerine teslim etti. Nihayetinde yalnızca birkaç gün içinde Srebrenitsa ve civarındaki yerleşimlerden en az 8 bin 372 kişi acımasızca katledildi, çok sayıda aile sürgün edildi.

Srebrenitsa'nın Sırp askerlerin eline geçmesinin ardından Hollandalılara sığınmak istemeyen Boşnakların bir bölümü ise orman yolundan Bosna Hersek ordusunun kontrolündeki bölgeye ulaşmak istedi.

Orman yolunu seçenlerin büyük çoğunluğunun kaderi de BM üssüne sığınanların kaderiyle aynı oldu. Halk arasında "ölüm yolu" olarak da anılan orman yolundan giden binlerce Boşnak sivil, Sırpların kurduğu tuzaklarda hayatını kaybetti.

Hollandalı askerlere sığınan siviller ise ilk gecenin ardından başlarına gelecekleri anlarken, üs olarak kullanılan akümülatör fabrikasında tutulan sivillerin yanına giren Sırplar, kimlik kontrolü yapıp keyfi bir seçimle bazı erkekleri götürdü.

Ertesi gün, Hollandalı askerlerin yalnızca birkaç metre ilerisinde, üssün hemen dışında bekleyen Sırp askerleri, kadın ve çocukları otobüslere bindirdi, erkekleri ise hemen orada ailelerinden ayırdı.

Ailelerinden ayrılan binlerce erkek katledilip farklı toplu mezarlara gömülürken, kadın ve çocuklar yıllardır yaşadıkları memleketlerinden sürgün edildi. Sırplar, erkekleri öldürerek Boşnak nüfusu yok etmeyi amaçlarken, buna da "etnik temizlik" ismini verdiler.

BU YIL 30 SOYKIRIM KURBANI TOPRAĞA VERİLECEK

Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda, toplu mezarlarda cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenle toprağa veriliyor.

Srebrenitsa soykırımının 28'inci yıl dönümünde de kimlik tespiti yapılan ve ailesinin onay verdiği 30 soykırım kurbanı daha Potoçari Anıt Mezarlığı'na defnedilecek.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.