Sigarayı Bırakırken Profesyonel Destek Alınmalı

Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Toprak, sigarayı bırakırken çok az kişinin profesyonel destek aldığını belirtti.

Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Toprak, "9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü" dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, sigarayı yardımsız bırakma girişimlerinin başarı oranının düşük olmasının temelinde, tütün bağımlılığının psikolojik, davranışsal ve fiziksel etkileriyle başa çıkma zorluğu olduğunu söyledi. Toprak, yardım almadan sigara bırakma girişimlerinin tekrar başlama riskini artırdığına dikkati çekti.

Prof. Dr. Toprak, sigara bırakma yöntemleri konusunda bazen kafa karıştırıcı, bilimsel olarak henüz kanıtlanmamış ve evrensel kabul görmemiş yöntemlerin gündeme geldiğini anlatarak, şunları söyledi:

"Özellikle sanal ortamda yalan yanlış birçok tedavi yöntemleri görülebilmektedir. Biz daima bilimden ayrılmamayı öneriyoruz. Bu konuda hemen her ilde sigara bırakma poliklinikleri var ve buralarda Sağlık Bakanlığı'ndan sertifika almış yetkili hekimlerimiz çalışmaktadır. Hekim kontrolünde ve uygun tedavi yöntemleri kullanılan hastalarda sigara bırakma başarımız daha da artmakta ve kalıcı olmaktadır. İlaç konusunda da devletin büyük desteği var. Sigarayı bırakmak isteyenler bulundukları ilde kendilerine en yakın sigarayı bırakma polikliniğini veya 182'yi arayarak randevu alabilirler."

Sigaraya yeniden başlama riskine karşı tavsiyelerde bulunan Toprak, "Sigarayı bırakıp da yeniden başlamada bazı kişilerin riski daha fazla. Bu kişiler hekim tarafından daha yakından izlenmelidir. Tekrar içmeye başlamanın önlenmesinde en önemli faktör sıkı takip ve çevre desteğidir. Dikkatli takip edilmesi gereken risk grupları ise sağlık bilinci daha az olanlar, eğitim düzeyi daha düşük olanlar, sigara içme miktarı fazla olanlar, alkol kullananlar, aile veya arkadaş çevresinde sigara içenlerin olması, bırakma motivasyonu ve öz güveni az olan bireyler şeklinde sıralanabilir. Ayrıca tedavi metodunun yanlış seçilmesi ve takip edilmemesi de bu riski artıran faktörlerdendir" diye konuştu.

Toprak, hastalara bu risk faktörleri ile karşılaştığında nasıl baş edeceğini öğretmenin önemli olduğunu belirterek, "Özellikle aile ve hekim desteği çok önemlidir. Kişiye öğüt vermek yerine motivasyonunu arttırmak, tekrar bırakabileceği konusunda cesaretlendirmek gerekir. Ayrıca rahatlama egzersizleri, daha sık kontrole gitme ile hastanın ilaçlarını hekiminin önerdiği dozda almaya devam etmesi, hastanın eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi konuları da önemli faktörlerdir. İçme isteği geldiğinde ortam değiştirmek, yürüyüş, egzersiz, diş fırçalama, nefes egzersizleri o anda kişiyi rahatlatacaktır" ifadelerini kullandı.

Sigarayı bırakmanın faydalarına da değinen Prof. Dr. Toprak, şunları kaydetti:

"İlk etki kalp atış hızında görülür. Yaklaşık 20 dakika sonra kalp atış hızı düşer, 12 saat sonra sigara dumanından kaynaklanan zehirli karbonmonoksit kan dolaşımınızdan temizlenir ve ciğerlerinizin daha iyi çalışmasını sağlar. Sigarayı bıraktıktan 2 saat sonra nikotin vücudunuzu terk etmeye başlar. 48 saat sonra, kandaki nikotin düzeyi azalır, tat ve koku duyusu artar, yemeklerin lezzetini almaya başlanır. Mide ülserli hastaların şikayetleri azalır. Kalp krizi riski azalmaya başlar ve süreç ilerledikçe bu risk düşer. nefes alma rahatlar, 1-9 hafta sonra öksürme ve nefes darlığı şikayetleri azalır. 10 yıl sonra akciğer kanseri riski sigara içen birinin yarısı kadar olur. Ağız, gırtlak, yemek borusu, böbrek, mesane ve pankreas kanseri riski azalır. 15 yılda kalp krizi geçirme riskiniz sigara içmeyenlerle aynı olur, Sigarayı bıraktığında kendi sağlığına bu kadar katkı sağlarken, aynı evde yaşayan ve pasif içici konumunda olanların sağlığına da artık zarar verilmez. Evdeki kötü koku gider, her ay ortalama 300-400 lira olan sigara masrafı aile harcamaları için kullanılabilir. Çocuklarımıza ve gençlere kötü örnek olunmaz, onlara daha sağlıklı bir ortam bırakmış oluruz."

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.