Şekline Göre Hitabet Türleri

Şekline göre hitabet türleri nelerdir? Kaç tane hitabet türü vardır?

Şekline Göre Hitabet Türleri

  1. Konferans: Herhangi bir konuyu, orijinal bir fikri, bir tezi izah için büyük salonlarda, genel olarak düzeyli bir dinleyici kitlesine yapılan, bilimsel akademik konuşmalardır. Alanında uzman olan kişi, bir konuyu enine boyuna, detaylarıyla ele alır. Konferansın gayesi bir şeyler öğretmek, bir konuya yeni yorumlar katmak, bir problemin çözümü konusunda fikir yürütmek olabilir. Konferans daha çok edebiyat ile ilgili olup insanları heyecanlandırmak, ikna etmek amacı taşımaz. Bunun için konferansta yazılı bir plan esas alınarak konuşma yapılır. Sonunda gerekirse sorulara yer verilebilir.
  2. Tören konuşmaları: Önemli bir gün, olay veya bir kişiyi anmak amacıyla; önemli bir işin başlaması veya bitmesinden dolayı yapılan resmî nitelikteki konuşmalardır.
  3. Nutuk: Her düzeyde geniş halk kitlesine, siyasi ve milli konularda bir düşünceyi, bir duyguyu anlatmaktır. Bu konuşmalar önceden yazılmış, hazırlanmış konuşmalar olup belgelerden yararlanılarak ve deliller ortaya koyularak canlı bir anlatım üslubuyla gerçekleşebilir.
  4. Hitabe: Herhangi bir konuyu veciz ve süslü ifadelerle herhangi bir dinleyici kitlesine karşı kısa ve heyecanlı bir üslupla anlatmaktır. Cuma hutbeleri bu gruba dâhil edilebilir.
  5. Sohbet: Farklı konularda fikir ve düşüncelerin fazla ciddi ve resmi havaya büründürülmeden samimi ve sıcak bir ifadeyle anlatılmasıdır. Sohbetler genelde küçük mekânlarda az sayıda insan kitlesine karşı yapılır.
  6. Açık oturum: Bir konu hakkında alanında uzman olan kişilerin tartışması, konuyu değişik yönleriyle ele alması, tenkit yoluyla karşılıklı konunun işlenmesidir. Açık oturumu idare eden bir kişi olup konuşmacıları sırayla ve herkesi en az birkaç defa konuşturur.
  7. Münazara: Karşılıklı olarak iki grubun bir konuyu tartışmalarıdır. Gruplar konunun birbirine zıt iki yönünü savunurlar, karşılıklı olarak eleştiriler getirirler. Yarış havasında geçen ve bir başkan etrafında yapılan münazaralarda tezlerin doğruluğunun ispat edilmesi istenir.
  8. Panel: Alanında uzman olan birkaç kişinin bir konunun değişik yönlerini sırasıyla anlatmasıdır. Bir başkanın yönetimi doğrultusunda konuyla ilgili değişik fikirler ortaya konulur. Tartışma ortamı değil sohbet ortamı vardır. Panel sonrasında soru ve cevaplar olabilir.
  9. Sempozyum: Bir konunun değişik yönleri hakkında alanında uzman insanların seri konuşmalar yapmasıdır. Büyük bir salonda geniş bir dinleyici kitlesine hitap edilir. Konuyla ilgili olan insanlar sadece dinleyici olarak katılırlar. Konuşmacılar belirli süreyle konuşurlar ve konunun uzmanı olan kişiler konuyu müzakere eder, eleştiri ve fikirlerini ortaya koyarlar. Sempozyumda konular bilimsel bir üslupla ve yazılı bir metin esas alınarak yapılır.
  10. Monolog: Genelde güncel konularda, alaylı ve esprili bir üslupla bir kişinin konuşma yapmasıdır. Monologlarda jest ve mimikler kullanılabilir, taklit yapılabilir.
  11. Diyalog: Bir sahnede iki kişinin karşılıklı olarak konuşmasıdır. Herhangi bir konu hakkında belli bir düzen içinde karşılıklı düşüncelerini ifade ederler.
  12. Radyo ve televizyon kanalıyla yapılan konuşmalar: Monolog, diyalog, açık oturum veya münazara tarzı tercih edilebilir. Bu tarz konuşmalarda genelde aktif bir seyirci kitlesi olmadığından tepkileri almak mümkün olmaz. Jest ve mimikten çok ses tonu ve anlatımın sıcaklığı etkilidir.

KUR'AN VE SÜNET'TE HİTABET İLKELERİ

Kur'an ve Sünet'te Hitabet İlkeleri

İYİ BİR KONUŞMANIN NİTELİKLERİ

İyi Bir Konuşmanın Nitelikleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.