Savaş Onu Şaire Dönüştürdü

Suriye'de rejim güçlerinin yoğun saldırılarına maruz kalan Halep’te zor şartlar altında hayatını sürdürmeye çalışan öğretmen Ahmed Hamadan, yaşadığı acıları şiirleriyle anlatıyor.

Suriye'de rejim güçlerinin yoğun saldırılarına maruz kalan Halep’te zor şartlar altında hayatını idame ettirmeye çalışan öğretmen Ahmed Hamadan, yaşadığı acıları şiirleriyle anlatıyor.

Savaştan önce kendini öğrencileri yetiştirmeye adayan 55 yaşındaki öğretmen, savaş sonrası ülkesinde yaşananları anlatabilmek için şiirin nihayetsiz ifade gücünü kullanıyor. "Varil ve vakum bombaları" sonucu neredeyse yarısı harabeye dönen Halep sokaklarının kendisinde uyandırdığı hazin duyguları şiirlerine yansıtan Hamadan, savaşın kendisini şaire dönüştürdüğünü belirtiyor. Ülkesinde yaşanan iç savaşın yol açtığı acıları gelecek nesillere şiirleriyle anlatma yolunu seçen Hamadan, siyasi olayları da derinden derine şiirlerine aksettiriyor.

SURİYE'DEKİ OLAYLARI ANLATAN YÜZLERCE ŞİİR

İlk evinin saldırılarda yıkılmasının ardından taşındığı ikinci evinin de saldırılara maruz kalması sonucu göçebe hayatı yaşamaya başlayan Hamadan, bazen bir enkazın başında, bazen sağlam kalan bir evin içinde şiirler, kasideler okuyor. Hamadan’ı evinde misafir eden Halepliler, Esed yönetimine olan tepkilerini göstermek için onun şiirlerini dinliyor.

Şiirlerinin büyük bölümünde Esed rejimini eleştiren Hamadan, her saldırı ve sonrasında yaşanan acıların kendisine yeni ilhamlar verdiğini kaydediyor. Hamadan, şiirlerinde kimi zaman  bir caminin yıkılışına duyduğu üzüntüyü, kimi zaman da evsiz kalan bir ailenin dramını işliyor.

“Kendi halkını öldüren ve evsiz bırakan devlet başkanına" isyan eden Hamadan, varil bombasını ilk kez bu savaşla duyduğunu ifade ediyor. “Esed, halkı sindirmek için ve bazı kentlerde de halkı göçe zorlamak için varil bombası kullanıyor" diyen Hamadan, ne babasının ne dedesinin daha önce böyle bir acı ile karşılaşmadığını belirtiyor.

Halep'te zor şartlar altında bir hayat sürdürdüğünü anlatan Hamadan, "Esed Halep'te taş üstüne taş bırakmadı. Binlerce kadın ve çocuk, varil ve vakum bombalarıyla yıkılan evlerin enkazında ölü veya yaralı olarak çıkartıldı. Enkazlar çok şey anlatıyor" diye konuştu.

Ülkede olayların başladığı Mart 2011 yılından bu yana duygularını şiire döken kimsenin olmadığına da değinen yokluk içinde yaşayan Hamadan, ülkedeki olayları anlatan yüzlerce şiir yazdığını vurguladı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.