Sahabenin Tek Arzusu: Cennette Resûlullah ile Beraber Olmak

Abdullah Sert Hocaefendi, sahabenin tek arzusunun cennette Resûlullah (s.a.s) ile beraber olmak olduğunu anlatıyor; peki biz de dünyada ve ahirette O’na yakın olmayı arzuluyor muyuz?

Rebîa bin Kâ’b -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

“Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in kapısında geceler, ona abdest suyunu hazırlar, ihtiyâcı olan şeyleri getirirdim. Gece bir müddet: «Semiallâhu li-men hamideh», bir müddet de: «Elhamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn» dediğini duyardım. (İbn-i Sa’d, IV, 313)

Bir gün Allâh Râsûlü:

«–Benden dilediğini iste!» buyurdu. Ben:

«–Cennette Sen’inle beraber olmayı isterim.» dedim. Efendimiz:

«–Başka bir şey istesen olmaz mı?» buyurdu. Ben:

«–Dileğim ancak budur!» dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü:

«–Öyleyse çokça secde ederek kendin için bana yardımcı ol!» buyurdu.” (Müslim, Salât, 226)

Evet, sahabenin tek derdi bu. Evim yok, bana ev bulun, evlendirin demiyor; mübareklerin tek arzusu, Resûlullah Efendimiz’le dünyada ve ahirette beraber olmaktır.

Hatta Nesibe Hatun ile ilgili de bir olay vardır: Uhud’da Resûlullah Efendimiz buyuruyor ki:

‘Ne zaman önüme baksam, önümde Nesibe’yi gördüm; kalkanla beni koruyordu.’

Akşam olunca buyurmuş ki:

‘Ey Nesibe, bugün birçok erkekten sen çok daha fazla hizmet ettin. Bir arzun var mı senin?’

Nesibe Hatun cevap veriyor:

‘Ya Resûlullah, dünyaya ait hiçbir arzum yok. Bir arzum var; ahirette size yakın olmak.’ Hepsinin arzusu bu.

Bizim de arzumuz bu olmalı: Dünyada ona uyarak, hem kalben hem fiilen hem de halen onunla beraber olmak; inşallah o beraberliği vesile ederek, ahirette Efendimizin havuzunda onunla beraber olmak.

O sahabi de şöyle demiş:

‘Ya Resûlullah, benim başka bir isteğim yok. Cennette sadece sizinle beraber olmayı isterim.’

Peki başka bir şey istesen olmaz mı? diye sormuş Resûlullah Efendimiz:

‘Yok ya Resûlallah, dileğim bir tane, ancak bu.’

Bunun üzerine Allah Resûlü:

‘Evet, öyleyse çokça secde et; kendin için bana yardımcı ol, sen çok secde et, ben de sana dua edeyim; ahirette seninle beraber olalım, inşallah.’

Evet, secdelerimiz kıymetli kardeşlerim. Hem Cenâb-ı Hak’a yaklaşmamıza hem de Resûlullah (s.a.s) ile beraberliğe vesile olacak secdeler olsun. Subhâne rabbiyel alâ derken ne dediğimizin farkında olalım.

Ettehiyyâtü lillahi vessalâvâtü vettayyibât derken de metni sadece okumayalım, anlamaya çalışalım. Geçen derste de arz etmiştim: Esselâmü aleyke eyyühen nebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtühû derken hakikaten Resûlullah’a selam verdiğimizi hissederek verelim; sadece metni okumak veya dua etmekle kalmayalım. Ardından üzerimize gelen ilahi selamı: Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi sâlihin diyerek tekrar kendi üzerimize celbedelim.

Kulluğu ciddiye alalım, kıymet verelim, zevk hâline getirelim. Resûlullah Efendimiz imanın zevkinden bahsediyor; halâvetü’l-iman diye bir tabir var. İmanın tadı, Allah ve Resûlünü bütün sevgilerimizden ayrı olarak sevmektir. Ayette sarıldığı gibi, dünyaya ait her şey bir tarafa; Allah ve Resûlüne olan muhabbet bir tarafa.

Peki, muhabbet neyi gerektirir? Muhabbet muvafakatı gerektirir; muhabbetin olduğu yerde muhalefet olmaz. Evet, muhabbet varsa uymak vardır, karşı gelmek değil.

İslam ve İhsan

PEYGAMBERİMİZLE CENNETTE KOMŞU OLMAK İSTEYEN SAHABİ

Peygamberimizle Cennette Komşu Olmak İsteyen Sahabi

ALLAH RESÛLÜ’NE MUHABBETLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Allah Resûlü’ne Muhabbetle İlgili Örnekler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.