Sağlıksız Hayat Tarzı Alzaymır Riskini İki Kat Artırıyor

Yurt dışında yapılan bilimsel araştırma ile sağlıksız hayat tarzının 65 yaş üstündeki kişilerde alzaymır riskini yaklaşık iki kat artırdığı belirlendi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geriatri Bilim Dalı Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, ileri yaş grubunda görülen alzaymır hastalığına ilişkin yapılan yeni bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı.

ALZAYMIRIN TEDAVİSİ VAR MI?

Alzaymır tedavisinde tam düzelme ya da “şifa” sağlayacak bir tedavinin henüz bulunmadığının altını çizen Naharcı, bu nedenle hastalığın kişinin hayat tarzının düzenlenmesiyle önlenmesi ve yavaşlatılmasına ilişkin yeni bilimsel çalışmalar olduğunu ifade etti.

Naharcı, ortalama yaşam süresinin artışıyla gelecekte bilişsel bozukluk ve alzaymır gelişme riskinin artmasının öngörüldüğüne dikkati çekti.

Bilim insanlarınca, sonuçları British Medical Journal Dergisi’nde yayımlanan araştırmada, 65 yaş üstü bireylerin yaşam tarzlarının ömürlerinin geri kalan süresi üzerindeki etkisinin ele alındığını anlatan Naharcı, araştırmaya alınan yaklaşık 2 bin 500 kişinin sağlıklı yaşam tarzlarına göre değerlendirildiğini söyledi.

“SAĞLIKLI YAŞAM TARZI SKORUNU OLUŞTURAN 5 FAKTÖR BELİRLENDİ”

Naharcı, araştırmanın sonuçlarına göre, sağlıklı hayat tarzını daha yoğun uygulayanların, daha uzun süre yaşadığı ve ömürlerinin geri kalan kısmında alzaymır hastalığına daha az yakalandığının ortaya konduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Naharcı, araştırmada öne çıkan sonuçlara ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Araştırmada, Akdeniz tipi diyetle beslenmek, haftada 150 dakika yapılan orta ve yüksek şiddette fiziksel aktivite, hafıza güçlendirici aktivitelere iştirak etmek, sigara ve alkol içmemek sağlıklı yaşam tarzı skorunu oluşturan 5 faktör olarak belirlendi. Bu faktörlerden 4 veya 5’ini sağlayabilenlerin sağlıklı, en fazla birini sağlayabilenlerin ise sağlıksız yaşam tarzında olduğu düşünüldüğünde, sağlıklı yaşam tarzına sahip olan kadınların olmayanlara göre 65 yaşından itibaren ortalama 3,1 yıl daha fazla yaşadığı görüldü.

Yine 65 yaşından itibaren sağlıklı yaşam tarzına sahip kadınların sadece yüzde 10’u hayatının geri kalanında alzaymır hastalığına yakalanırken, bu oranın sağlıklı yaşam tarzını sağlayamayanlarda yüzde 19’a çıktığı tespit edildi. 65 yaşından itibaren, alzaymır hastalığı olmayan kadınlarda sağlıklı yaşam tarzını sağlayanların 21,5 yıl daha yaşadığı görülürken, sağlayamayanların 17 yıl daha yaşadığı ortaya kondu.”

Araştırmada, sağlıklı hayat tarzına sahip olan erkeklerin olmayanlara göre 5,7 yıl daha fazla yaşadığı, sadece yüzde 6’sının hayatının geri kalanında alzaymır hastalığına yakalandığı, sağlıklı yaşam tarzını sağlayamayanlarda ise bu oranın yüzde 12’ye çıktığının belirlendiğini aktaran Naharcı, “Alzaymır hastalığı olmayan erkek bireylerden sağlıklı yaşam tarzını sağlayanların 21,7 yıl daha yaşadığı görülürken, sağlayamayanlarda bu süre 15,3 yıla düştü.” diye konuştu.

Naharcı, ayrıca kadın ve erkeklerde sağlıklı hayat tarzına sahip olanlarda görülen olumlu sonuçların 85 yaşında daha belirgin hale geldiğinin tespit edildiğini kaydetti.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.