Ramazan'dan Sonra Seherleri Nasıl Değerlendirmeliyiz?
Seher vakitleri sadece Ramazan’a mı mahsustur, yoksa her gecede Rabbimize yakınlaşmak için bir fırsat mıdır?
Ramazân-ı şerîf boyunca sahurlar vesîlesiyle, bir nevî seherlerden feyz alma tâlimi görmüş oluyoruz. Ramazan’dan sonraki gecelerde de Rabbe husûsî bir yakınlık vesîlesi olan, Allah muhabbeti ve korkusu ile gözyaşı dökülen, affın kabûl olduğu, rûhânî tekâmülün arttığı o kıymetli vakitleri; teheccüd, zikir, istiğfâr ve duâ ile ihyâ etmeye gayret göstermek îcâb eder.
SEHERLERDEN FEYZ ALMAK…
Seherleri ihyâ; gönlü ibadet vecdiyle dolu Hak dostları ve sâlih mü’minler nazarında, doyumsuz bir mânevî lezzettir. Nitekim Şeyh Seyfeddin Hazretleri’nin şu hâli, bunun en güzel misallerinden biridir:
İmâm-ı Rabbânî’nin torunu olan Şeyh Seyfeddin Hazretleri, bâzı geceler iki rekâtta hatim indirir ve Rabbiyle o husûsî mülâkatta gark olduğu hazzın hiç bitmemesi iştiyâkıyla:
“Allâh’ım doyamıyorum, geceler ne kadar da kısa!..” diye ilticâ ederdi.
Ali el-Masîsî -rahmetullâhi aleyh- de hayâtının sonlarına doğru:
“Kırk yıldır beni üzen tek şey, sabahın olmasıdır.” buyurmuştur. Zira o da seherlerdeki rûhâniyetin doyumsuz lezzeti içinde sabahlayan bahtiyar kullardandı.
Yine Hak dostlarından Bişr-i Hâfî Hazretleri’nin ibadet gayretini yansıtan şu misal, ne kadar da ibretlidir:
Bir kimse Bişr-i Hâfî’ye gelerek:
“–Gecenin bir saatinde olsun istirahat etseniz.” dedi. O ise şu karşılığı verdi:
“–Allah Teâlâ’nın geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışladığı Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- geceleri mübârek ayakları şişinceye kadar ibadet ettikleri hâlde, ben nasıl uyuyabilirim?! Çünkü ben bir tek günâhımın bile, Allah Teâlâ tarafından bağışlanmış olduğunu bilmiyorum!..”
İşte Hak dostları, vârisi oldukları Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in, çok şükreden bir kul olabilme iştiyâkıyla geceleri sabahlara kadar nasıl bir ibadet vecdi içinde olduğunun şuuruyla, dâimâ Efendimiz’in hâline yaklaşabilme gayretini göstermişlerdir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, en meşakkatli zamanlarda ve hattâ seferlerde bile teheccüd namazını ihmâl etmemiş, büyük bir îtinâ ile ona devam etmiştir. Ümmet-i Muhammed olarak bizlerin Ramazan’dan sonraki seherlere de göstereceğimiz alâka; “Kişi sevdiğiyle beraberdir.”[1] hadîs-i şerîfi muktezâsınca, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e olan muhabbetimizin en güzel ifâdelerinden biri olacaktır.
Velhâsıl Ramazân-ı şerîf, kulu güzel ahlâka, sâlih amellere ve fazîlet dolu bir hayâta hazırlar. Bizim Ramazan’dan gerçekten istifâde edebildiğimizin delili; Ramazan’dan sonraki yaşantımızın, Ramazan’dan öncekine göre rızâ-yı ilâhîye daha muvâfık olmasıdır.
Dipnot:
[1] Buhârî, Edeb, 96.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 2, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!