Ramazan’da Kazandığımız Maneviyatı Yıl Boyunca Koruyabiliyor muyuz?
Ramazan’da kazandığımız ibadet bilinci ve manevî olgunluğu, yılın geri kalanında da sürdürebiliyor muyuz?
Ramazân-ı şerîfte girilen yoğun ibadet iklîmi ve erişilen müstesnâ kulluk kıvâmı, ekilen bir tohum gibidir. Bu tohumun tutup tutmadığı, yılın diğer aylarında filizlenerek, yapraklanıp çiçeklenerek ve meyveler vererek kendini gösterecektir.
RAMAZAN’DA KAZANILAN MANEVİYATIN KALICILIĞI NEDEN ÖNEMLİDİR?
Yani Ramazan’da kazandığımız güzel hasletleri ve kalbî olgunluğu, Ramazan’dan sonra ne kadar devam ettirebildiğimiz, o ibadetlerimizin Hak katındaki makbûliyet seviyesini göstermektedir.
Bu itibarla, tuttuğumuz oruçların, kıldığımız terâvihlerin, verdiğimiz fitre, zekât ve sadakaların, okuduğumuz mukâbelelerin Hak katında makbul olup olmadığını anlamak için, bunların Ramazan’dan sonraki hâlimiz üzerindeki yansımalarına dikkatle bakmalıyız:
Oruç: Sadece Aç Kalmak Değil, Ruhun Terbiyesi
Oruçlar ve sadakalar; bizi takvâya, şefkat ve merhamete, vicdan hassâsiyetine eriştirmeliyken, şâyet bu hisler kalplerimizde yeterince inkişâf etmemiş ve rûhumuz incelmemişse, orucu kâmil mânâda tutamamışız, sadakayı âdâbına riâyetle verememişiz, bu ibadetlerden almamız gereken dersi alamamışız demektir.
Namaz: Günahlardan Alıkoyan Koruyucu Kalkan
Makbul bir namaz, insanı kötülüklerden alıkoyar. Beş vakit farz namaz ve onlara ilâveten kıldığımız nâfile namazların kabûl olup olmadığını anlamak istiyorsak, yaşayışımızda günahlardan ne kadar uzak kalabildiğimize bakmak kâfîdir.
Zikir: Nefs ve Şeytana Karşı Manevî Bir Kale
Cenâb-ı Hakk’ı lâyıkı vechile zikredebilenlere, nefs ve şeytanın iğvâları zarar veremez. Zira zikrullah, bu iki düşmana karşı insanı sağlam bir kale gibi korur. Âyet-i kerîmede, şeytanın nefsâniyeti tahrik ederek insanları gaflete sürükleyeceği ve onların mallarına ve evlâtlarına ortak olacağı beyân edilmektedir.[1] O hâlde nefs ve şeytanın tasallutundan ne kadar korunabildiğimizi anlamak için hâl ve davranışlarımızı, beşerî münâsebetlerimizi, âile hayâtımızı, evlâtlarımıza nasıl bir terbiye verdiğimizi, iktisâdî hayâtımızı vs. dâimâ gözden geçirmeliyiz. Nefs ve şeytanın bunlar üzerinde bir hissesi olup olmadığını tefekkür etmeliyiz.
Dipnot:
[1] Bkz. el-İsrâ, 64.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 2, Erkam Yayınları


YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!