Ramazan’ın İçtimâî Ruhu ve Dikkat Edilecek Hususlar

Ramazan’da ibadetler hangi ruhla edâ edilmeli, iftarlar ve toplu faaliyetler hangi ölçüler içinde yapılmalıdır? Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Ramazan’ın içtimâî ruhunu ve dikkat edilmesi gereken hususları hatırlatıyor.

Ramazân-ı şerif, yalnızca ferdî ibâdetlerin değil; aynı zamanda içtimâî ibâdetlerin artarak yaşandığı, paylaşma ve cömertliğin seferberliğe dönüştüğü müstesnâ bir zaman dilimidir. Osman Nûri Topbaş Hocaefendi açıklıyor.

RAMAZAN’DA İBADETİN RUHU VE ÖLÇÜSÜ

Ramazân’ın içtimâî faaliyetleri; takvâ, cömertlik, merhamet ve tevâzu gibi ahlâkî hasletler içinde sergilenir.

Ramazan’ın İçtimâî Ruhu: İbadet ve Hassasiyetler

Fakat, Ramazân’ın içtimâî faaliyetleri, kendi muhtevâsında olmalıdır:

Terâvih saatinde Ramazan eğlencesi, tiyatrosu vb. tertip etmek ve oralara gitmek hazin bir israftır.

Elzem bir faaliyet: Mukabele var.

Peygamberimiz her Ramazan’da Cebrâil u ile birlikte o zamana kadar nâzil olan Kur’ân’ı mukabele usûlüyle karşılıklı okuyordu. Mübârek ömrünün son senesinde bunu tamama ermiş Mushaf ile iki kere gerçekleştirdiler. Bugün mukabele geleneği buna dayanmaktadır.

Terâvih de Ramazân-ı şerîfin bir bereketidir. Onda da huşû ve tâdîl-i erkâna riâyet zarûrîdir.

İnsan lezzetli bir sofradan alelacele yiyip kalkmaz. Sindire sindire lezzetleri tatmak ister. İbâdetleri de rûhâniyetine vara vara edâ etmek lâzımdır.

Bugün insanlar saatlerce bir televizyon programının karşısında oturuyor. Niçin namazı aceleye getirecek?

Önceleri Ramazân-ı şerifte bol bol iftarlar verilirdi. İftar verilirken sadece zenginler değil, herkes sofrasını imkânları nisbetinde açardı. Yine gelenlere ihtiyaçlarına göre bir de diş kirası adı verilen hediyeler takdim edilirdi.

Günümüzde de iftarlar veriliyor fakat bazen iftar verenin gövde gösterisine dönüşüyor. Aynı hususta aslen iki şeye dikkat edilmeli:

Birincisi: Lüks, israf kabîlinden hareketlere saparak gövde gösterisi yapmak değil, mütevâzı bir cömertliğin ihtişamı sergilenmeli.

İkincisi: Davetlilerin tespitinde, zengin-fakir farklılığı yapılmamalı. Kimse istihkar edilmemeli. Her seviyeden bütün din kardeşlerine açık olmalı. Bu hâl, kardeşliği artırır.

Çünkü; Gönülden yapılan her ikram, kalpleri muhabbetle fetheder.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

RAMAZAN-I ŞERİFİN EN ÖNEMLİ DERSLERİ

Ramazan-ı Şerifin En Önemli Dersleri

RAMAZAN AYI NASIL BİR AY?

Ramazan Ayı Nasıl Bir Ay?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.