Peygamberimizin Üç Kez Amin Dediği Dua

Peygamberimiz (s.a.v) , Cebrail (a.s) ile görüşürken hutbede üç kez üst üste amin dediği dua...

Maddî nimetlere olduğu kadar, hattâ daha fazla mânevî nimetlere şükretmek ve bu nimetlere nankörlük etmemek de kulluğun îcâbıdır.

Ramazân-ı şerifler ne büyük bir ilâhî ikramdır. Bu ikrâma bîgâne kalmak, Cenâb-ı Hakk’ın bu muhteşem mânevî sofrasından istifâde etmemek, ne büyük bir nankörlüktür.

PEYGAMBERİMİZİN ÜÇ KEZ AMİN DEDİĞİ DUA

Bu hakikati ifade sadedinde Kâ‘b İbn-i Ücre -radıyallâhu anh- anlatıyor:

Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün bize;

“–Minbere yaklaşın!” buyurdu.

Biz de yaklaştık. Hutbeye çıkarken; birinci basamakta; «Âmîn!», ikinci basamakta; «Âmîn!», üçüncü basamakta yine; «Âmîn!» dedi. Namazdan sonra sebebini soranlara cevâben;

“–Cibrîl -aleyhisselâm- bana göründü ve;

«Ramazân’a erişip de günahları affedilmeyen kimse rahmetten uzak olsun!» dedi.

Ben de; «Âmîn!» dedim.

İkinci basamağa çıktığımda;

«Sen’in ismin yanında zikredilip de Sana salevat getirmeyen kimse rahmetten uzak olsun!» dedi.

Ben de; «Âmîn!» dedim.

Üçüncü basamağı çıktığımda;

«Anne-babası veya ikisinden birisi yanında yaşlanıp da (onları râzı ederek) cenneti kazanamayan kimse rahmetten uzak olsun!» dedi.

Ben de; «Âmîn!» dedim.” (Hâkim, IV, 170/7256; Tirmizî, Deavât, 100/3545)

Demek ki;

Kıymetini idrâk edebilirsek;

  • Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bizim için en büyük nimettir.

Süleyman Çelebi ne güzel ifade etmiştir:

Ümmetin olduğumuz devlet yeter,

Hizmetin kıldığımız izzet yeter…

Yani;

“(Yâ Rasûlâllah!) Sana ümmet olmanın ve Sünnet’in üzere bir hayat yaşamanın şeref ve bahtiyarlığı bize saâdet olarak kâfîdir.”

  • Ramazân-ı şerifler büyük bir nimettir. İçinde Kadir Gecesi’ni yani 83 senelik ecri saklayan birer hazine mâhiyetindedir.

Oruçları; gıybet ve yalanlarla, mâlâyânî ve şeytânî vitrinlerle hebâ etmek, Ramazan nimetine nankörlüktür.

Ramazan gecelerini; Kur’ân tilâveti, zikrullah ve teheccüdlerle ihyâ etmek yerine; televizyon, internet, cep telefonu karşısında israf etmek, Ramazan nimetine nankörlüktür.

Bir infak mevsimi olan bu mübârek günlerde; bencilliğin, hodgâmlığın, cimriliğin pençesine düşmek Ramazan nimetine nankörlüktür.

Rabbimiz; Ramazân-ı şerîfi mânen hazır olarak karşılayıp, mağfirete nâil olarak uğurlayabilmeyi nasîb eylesin. Âmîn

HZ. MUHAMMED (S.A.V.) KİMDİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.) Kimdir?

RAMAZAN AYINDA YAPILACAK İBADETLER

Ramazan Ayında Yapılacak İbadetler

İSLAM’DA ANNE-BABA HAKKI

İslam’da Anne-Baba Hakkı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.