Peygamber Efendimiz’in Tefekkür Hâli
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) en büyük ibadetlerden biri olarak tefekkürü tercih etti; ümmetini de her fırsatta derin düşünmeye dâvet etti. Rasûlullah (s.a.v.) geceyi gözyaşlarıyla ve derin tefekkürle geçirirken bize ne öğretiyordu?
İnsanlık içinde tefekkür ve tahassüs derinliği bakımından en zirve tecellîlere mazhar kılınmış yegâne örnek şahsiyet, hiç şüphesiz ki Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir.
EFENDİMİZ’İN TEFEKKÜR HÂLİ
Hak dostlarından Ahmed er-Rifâî Hazretleri buyurur ki:
“Tefekkür, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in ilk amelidir. Zira bütün farzlardan önce O’nun ibadeti, Allâh’ın mahlûkâtını ve nîmetlerini düşünmekten ibâretti. Öyleyse siz de tefekküre iyi sarılın ve onu ibret vesîlesi yapın.”
Hakîkaten, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- peygamberlikle vazifelendirilmesine yakın zamanlarda kendini daha çok tefekküre vermişti. Bilhassa Hira Mağarası’nda günlerce inzivâya çekilmiş ve atası İbrahim -aleyhisselâm- gibi göklerin ve yerin melekûtundan ibret almak ve Kâbe’yi seyretmek sûretiyle derin bir tefekkür iklîmine girmişti.
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- daha sonraki hayâtında da -dâimâ yüzünde tebessüm olsa bile- kalben mahzun ve düşünceli idi. Zarûret olmaksızın konuşmaz, sükûnet hâli uzun sürerdi. Ümmetini de her fırsatta Allâh’ın yarattıkları üzerinde tefekküre dâvet eder[1] insanın tefekküre muhtaç olduğunu telkin buyururdu. Bir hadîs-i şerîflerinde de:
“Rabbim bana sükûtumun tefekkür olmasını emretti...” buyurmuşlardı.[2]
İnsan konuşacaksa, sükûttan kıymetli hikmetler söylemelidir. Aksi hâlde susmalıdır. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in gayet öz konuşup sükûtunun uzun sürmesi, bizleri, çok konuşmaktan tefekküre fırsat bulamayan gâfiller gibi olmaktan îkaz mâhiyetindedir.
Hasan-ı Basrî Hazretleri buyurur ki:
“Sözü hikmet olmayanın konuştuğu yersiz, tefekkür etmeyenin sükûtu boş, ibret nazarı ile bakmayanın bakışları hatâdır.” (İhyâ, IV, 764)
Yine Hasan-ı Basrî Hazretleri; “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, âyetlerimizden yüz çevirteceğim…” (el-A’râf, 146) âyetinin tefsîrinde:
“Cenâb-ı Hak, bu gibilerin gönüllerini ilâhî azamet üzerinde tefekkürden alıkoyar.” buyurmuştur. (İhyâ, IV, 764)
Peygamber Efendimiz’in tefekkür hayâtına dâir bir hâtırasını Hazret-i Âişe vâlidemiz şöyle nakleder:
“Bir gece Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana:
«–Ey Âişe! İzin verirsen, geceyi Rabbime ibadetle geçireyim.» dedi. Ben de:
«–Vallâhi Sen’inle beraber olmayı çok severim. Ancak Sen’i sevindiren şeyi daha çok severim.» dedim.
Sonra kalktı, güzelce abdest aldı ve namaza durdu. Ağlıyordu. O kadar ağladı ki, elbisesi, mübârek sakalları, hattâ secde ettiği yer sırılsıklam oldu. O, bu hâldeyken, Bilâl namaza çağırmaya geldi. Efendimiz’in ağladığını görünce:
«–Yâ Rasûlâllah! Allah Teâlâ sizin geçmiş ve gelecek günahlarınızı bağışladığı hâlde niçin ağlıyorsunuz?» dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
«–Allâh’a çok şükreden bir kul olmayayım mı? Vallâhi bu gece bana öyle âyetler indirildi ki, onu okuyup da üzerinde tefekkür etmeyenlere yazıklar olsun!» buyurdu ve şu âyetleri okudu:
«Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akl-ı selîm sahipleri için (Allâh’ın birliğini gösteren) kesin deliller vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her an) Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin tefekkür ederler ve: Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen’i tesbîh ederiz. Bizi cehennem azâbından koru! (derler).» (Âl-i İmrân, 190-191)” (İbn-i Hibbân, II, 386)
İşte Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ilâhî azamet tecellîlerinin tefekkürü içinde sabahlara kadar gözyaşı dökmüşlerdi. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de kalplerimizin rakikleşmesi için, ilâhî kudret akışlarının tefekküründe yoğunlaşmalıyız.
Dipnotlar:
[1] Bkz. Deylemî, II, 56.
[2] Bkz. İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, XVI, 252, hadis no: 5838.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 2, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!