Peygamber Efendimiz’in Şecaati
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şecaati, cesareti ve zor anlar karşısındaki sabır ve metaneti sahâbe rivayetleriyle aktarılıyor.
Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den daha büyük bir şecaat sâhibi insan tasavvur etmek mümkün değildir. O, fevkalâde hâller karşısında bile sabır ve sebat gösterir, korku ve telâşa kapılıp uygunsuz hareket etmezdi.
HİCRET GECESİNDE RASÛLULLAH’IN EŞSİZ CESARETİ
Cenâb-ı Hak, Rasûlü’ne Medîne’ye hicret etmesini emrettiğinde, bundan haberdâr olan Kureyş müşrikleri, Efendimiz’in evini kuşatmış, içeriden çıkar çıkmaz canına kıymak için kılıçlarını sıyırmışlardı. Fahr-i Kâinât Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ise hiç korku duymadan kapısını açmış, müşriklerin başlarına toprak saçmış ve Yâsîn Sûresi’nin ilk âyetlerini okuyarak aralarından vakur bir şekilde geçip gitmişti. (İbn-i Sa’d, I, 227-228)
SAHÂBENİN DİLİNDEN PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN ŞECAATİ
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- şöyle demiştir:
“Biz Bedir’de, Allah Rasûlü’ne sığınıyorduk. O gün kendileri, düşmana en yakın olanımız, insanların en cesur ve metânetli olanı idi.” (Ahmed, I, 86)
Abdullâh bin Ömer -radıyallâhu anh- da:
“Rasûlullâh Efendimiz’den daha sehâvetli, daha necdetli (daha yiğit), daha şecaatli bir kimse görmedim!” demiştir. (İbn-i Sa’d, I, 373)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!