Nikah Tazeleme Duası

Küfrü gerektiren bir söz veya fiilin nikâha etkisi var mıdır? Nikah tazeleme duası nasıl yapılır?

Bir kimse küfrü gerektiren bir söz söyler veya bir fiilde bulunursa, dinin sınırları dışına çıkacağı için eşiyle arasında din farkı meydana gelir, bu yüzden nikâh akdi de sona erer. Allah’a, Peygamber’e, Kur’an’a sövmek, Kur’an-ı Kerim’i hakaret için yere atmak, İslâm’ın kesin emir veya yasaklarından birisini inkâr etmek gibi söz ve davranışlar bu niteliktedir. Bu duruma düşen bir kimse pişmanlık duyarak tevbe eder ve yeniden İslâm’a dönerse Cenab-ı Hakk’ın bu kişiyi bağışlaması umulur. Ancak İslâm’a dönünce yeni bir nikâh akdi yapmaları da gerekir. Aksi halde eşiyle birlikte yaşamaları caiz olmaz. Evliliğin bu şekilde sona ermesi, boşama yoluyla olmadığı için üç talâk sayısında bir eksilme olmaz.

NİKAH YENİLEME DUASI

Son yüzyılda, insanı inkâra veya İslâm’ın kesin emir ve yasaklarını küçümsemeye sevkeden yayınlar ve günlük konuşmalarda “elfâz-ı küfür” denilen, inancı yok eden sözleri bilinçsizce kullanmalar artınca, bir önlem olarak kimi mescitlerde Perşembe günleri yatsı namazından sonra nikâh yenileme duası okumak âdet hâline gelmiştir. Dua şöyledir:

Nikah Tazeleme Duası Arapça:

Nikah Tazeleme Duası Okunuşu:

“Allahümme innî ürîdü en üceddide’l-imâne ve’n-nikâha tecdîden bi kavli lâ ilâhe illallah Muhammedü’r-Rasûlullah.”

Nikah Tazeleme Duası Anlamı:

Ey Allah’ım! Ben, “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur ve Muhammed O’nun Elçisi’dir” sözlerini tekrarlayarak, imanımı ve eşimle olan nikâhımı yenilemek istiyorum.

Böyle bir dua için, koca eşinden evliliği yenileme konusunda vekâlet almış olursa, cemaat birbirinin şahidi sayılarak şüphelerin giderilebileceği umulmuştur. Ancak günümüzde bu gibi dualar, niteliği bilinmeden ve sonuçları düşünülmeden bilinçsizce yapılmaktadır.

Şâfiler’e göre ise, küfrü gerektiren söz veya fiil cinsel temastan önce olmuşsa nikâhı o anda ortadan kaldırır. Cinsel temas olmuşsa iddetin sonuna kadar beklenir. Bu süre içinde eş yeniden İslâm’a dönerse nikâh devam eder, aksi halde nikâh irtidat tarihinden itibaren ortadan kalkmış olur.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

NİKAH DUALARI

Nikah Duaları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.