Neşve Ne Demektir?

Neş­ve: Se­vinç, ke­yif, mut­lu­luk sar­hoş­lu­ğu. (Di­li­miz­de ga­lat ola­rak “neş’e” şek­lin­de kul­la­nıl­mak­ta­dır.)

NEŞVE KELİMESİNE ÖRNEK CÜMLELER

âdâbına riâyetle îfâ edilen mânevî sohbetler, Allah Rasûlü’nün sohbetlerinden bir akistir. Feyz ve rûhâniyet dolu her sohbet; aslında Rasûlullah Efendimiz’in (s.a.v) sohbet meclislerinden günümüze ulaşan bir rahmet esintisi ve asr-ı saâdet neşvesidir. Tıpkı bir mumla, başka mumların yakılması gibi... Mumları yakan ve onlar vâsıtasıyla etrâfı aydınlatan alev, aynı alevdir. Müʼmin, bu mumların en sonuncusuyla da aydınlansa, esâsen ilk kaynaktan istifâde etmiş gibi olur.

*****

Yûnus Dede, bu akşam da kendilerine misâfir olan Kemâlleri, cemaatin arasında görünce mübârek gözleri güneş gibi parıldadı, nurlu nazarlarla gönüllerini okşayıp onları tebessümle kucakladı. Onları görmekten ne kadar da memnun olmuştu… Âdeta bir başka mânevî heyecan, neşve ve derinlik içindeydi.

*****

Ramazan dolayısıyla halk, akın akın türbeyi ziyâret ediyordu. Okudukları Fâtihalarla Cenâb-ı Hakk’a yönelen samîmî gönüller, zaman ve mekânın rûhâniyetine ayrı bir neşve katıyordu. Kemâller, gönlü huzûra gark eden bu mânevî iklîmin mest edici atmosferinde, iftar saatine kadar türbenin bir köşesinde huşû içinde oturup beklediler

*****

Kâinatta her zerre, âlemleri dolduran hakîkatlerden bir parçayı hâl lisânıyla her an bize haykırıyor. Kundaktaki yavrunun gülüşünden, bir kelebeğin kanat çırpışına, bülbüllerin feryâdından, bahârın renk, âhenk ve râyiha cümbüşüne kadar her şey, ilâhî neşvenin bin bir tercümânı değil de nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle