Namazı Vaktinde Kılmak Gerekir mi?
Namazı vaktinde kılmak mı daha fazîletli, yoksa kazâ ile telâfi etmek yeterli mi? Gafil kulların dikkat etmesi gereken hakikatler neler?
Efendimiz’e soruldu:
NAMAZIN VAKTİ VE FAZÎLETİ
“–Amellerin hangisi en fazîletlidir?” Şöyle cevap verdi:
“–İlk vaktinde kılınan namaz.” (Tirmizî, Salât, 13/170; Ebû Dâvûd, Salât, 9/426)
Namazı vaktinde edâ edemeyenler, kazâ ederek borçlarını îfâ etmeye çalışırlar. Ancak bu, noksan bir edâdır. Kul, vaktinde kılmadığı için affını niyâz etmelidir.
Yani vaktinde edâ ettiğimiz namazların dahî kabulü Cenâb-ı Hakk’a ait iken, kazâya bırakılıp da kılınmış namazın kabulü için çok daha fazla endişe etmek gerekir. Bu hakikat karşısında namazları bile bile kazâya bırakmak ise büyük bir gaflet ve nâdanlıktır.
Her vaktin bir namazı olduğuna ve gafil kulun da onu edâ etmekte gaflet ettiğine göre, onca namazı ileriye ertelemek ne büyük bir aldanıştır! Çoğu defa bu gafil kullar, namaz borçlarını kazâ edemezler.
Kaldı ki; kimse dünya hayatında kendisine verilen mühleti bilmez. Kazâ edebilecek bir ömrü olacak mı? «Yaşlanınca kılarım.» diyen gafilin, yaşlılık vaktine erişebileceğine dair elinde bir teminatı mı vardır? Erişti ve kıldı diyelim. Acaba kabul edilecek mi? Çünkü namazın kabul şartı, huşûdur. Sonra kendisine bir sormalıdır:
Gençlik ve dinçlik zamanında kılmadığı namazı, yaşlandığında kılabilecek tâkati bulabilecek midir? Bir kimse; zamanında kılmadığı bir namazı sonradan kazâ etse bile, vaktini geçirmiş olması akımından onun mes’ûliyeti ve vebali devam eder. Allah katında affı için dâimâ samimî bir tevbe ve istiğfâr ile Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmesi îcâb eder.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!