Mescid-i Aksa Özgür Kalmadan Miraç Hakiki Manada Yaşanamaz

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Miraç Kandili münasebetiyle yayınladığı mesajda, “Miraç, Mescid-i Aksa’yı peygamberlerin bir emaneti, kulluk ve insanlık sınavının bir gereği olarak sahiplenmektir" dedi.

Muhterem Kardeşlerim,

Salı gününü çarşambaya bağlayan gece, içinde birçok ilahi hikmeti, sırrı ve bereketi barındıran Miraç Gecesi'ni hep birlikte idrak edeceğiz inşallah.

Miraç; Mekke’de, risaletin zor zamanlarında, Peygamber Efendimizin bir gece, Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya yaptığı ve Allah’ın sonsuz kudretinin eserlerini temaşa ettiği hikmet yüklü yolculuğu ifade etmektedir.

Miraç; Peygamber Efendimizin şahsında tevhit, kulluk, sabır ve güzel ahlak üzere sebat edenlerin önüne açılan bir hakikat ve yükseliş ufkudur. Allah’ın birliğine, büyüklüğüne ve kudretine görkemli bir şahitlik, varlığın özüne ve anlamına yapılan olağanüstü bir yolculuktur.

Miraç; huzur ve güven içinde bir hayatın,  kan, gözyaşı, işgal, yoksulluk ve sefaletin olmadığı bir dünyanın inşası için çalışanlara Allah’ın yardım müjdesidir.

Miraç; günde 5 vakit namaz ile yükselişin manasını ve hikmetini tefekkür ederek âlemlerin Rabbinin sonsuz rahmet ve merhametine ulaşmaktır.  Merhameti azalan kalplerin, eşref-i mahlûkat olma bilinci zayıflayan insanlığın yeniden dirilişi için en büyük imkândır.

Elbette Miraç; Mescid-i Aksa’yı peygamberlerin bir emaneti, kulluk ve insanlık sınavının bir gereği olarak sahiplenmektir. Bugün, işgalci zorbalar tarafından harim-i ismeti çiğnenen, gözü dönmüş zalimlerce masuniyeti ihlal edilen Mescid-i Aksa özgür kalmadan Miraç hakiki manada yaşanamaz. Dolayısıyla Mescid-i Aksa'nın selameti, işgal ve zulmün bertaraf edilmesi için birlik-beraberlik içinde çalışmak bütün müminlere Rabbimizin yüklediği en büyük sorumluluktur.

Mümin yüreklerin manevi duygu ve hislerle coştuğu bu geceler, dua, ibadet ve tefekkürle Rabbimize olan imanımızı, Peygamberimize olan bağlılığımızı, namaza olan muhabbetimizi tazelemek ve güçlendirmek için büyük bir fırsattır.

Yüce Rabbimden kullukta ve insani değerlerde en yüce mertebelere yükselişi simgeleyen Miraç Gecesi'nin Müslümanların birlik ve beraberliğine, insanlığın barış ve hidayetine vesile olmasını diliyor, aziz milletimizin ve bütün İslam âleminin Miraç Gecesi'ni tebrik ediyorum.

Diyanet Haber

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.