Mescid-i Aksâ Neresi?

İsrail işgali altında bulunan Filistin toprakları ve Kudüs için asla son bulmayan bir tartışma var: Mescid-i Aksa fotoğrafı olarak bize gösterilen yer aslında Kubbet'üs Sahra. Yazar Beytullah Demircioğlu yazısında bu konuya değiniyor.

Bilindiği gibi kamuoyunda şöyle bir kanaat var: “Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine Süleyman Mabedi’ni inşa etme hülyası ile yanıp tutuşan İsrail, İslam dünyasından gelecek tepkileri azaltmak düşüncesiyle Mescid-i Aksa fotoğrafı diye Kubbet-üs Sahra fotoğraflarını piyasaya sürüyor. Böylece Müslümanların zihnindeki Mescid-i Aksa algısını değiştirmeye çalışıyor. Kimileri de bilerek veya bilmeyerek İsrail’in bu planına katkıda bulunuyor.”

kudus2

MESCİD-İ AKSA CİDDİ BİR TEHDİT ALTINDA

Evet Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra mescitlerinin karıştırıldığı bir vakıa. İsrail’in Mescid-i Aksa üzerindeki hayalleri de herkesin malumu. Gerçekten de Mescid-i Aksa çok ciddi bir tehdit altında. Sadece Aksa değil aslında tüm Kudüs tehdit altında. Hızla Yahudileştirilen bir şehir Kudüs. Bizde Kudüs ve Mescid-i Aksa üzerindeki bu tehlikeye elimizden geldiğince dikkat çekmeye çalışıyoruz.

Ancak Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra fotoğrafları üzerinden yürütülen bu komplocu yaklaşımın çok da doğru olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü Kubbet-üs Sahra, Mescidi Aksa’nın bir parçasıdır. Bir başka deyişle Mescid-i Aksa’nın müştemilatı, Kubbetüs-Sahra’nın da dahil olduğu bir çok yapıyı kapsamaktadır. Bu gerçek Kudüs üzerine bilimsel çalışmalarıyla tanınan tarihçiler tarafından da vurgulanmaktadır. Mesela Dr. Yusuf Sait En Netşe, “Mescid-i Aksa neresidir” sorusuna; “içerisinde Kubbet-üs Sahra`nın da bulunduğu ve El Aksa Camii`ni de kapsayan 145 dönümlük alan" cevabını vermektedir.

Yani, Kubbetüs Sahra, üzerine titrediğimiz Mescid-i Aksa’dan daha önemsiz, çok farklı bir yerde öylesine bir mescit değildir! Aksa Camii ile aynı avluyu paylaşan bir mescittir. Allah korusun, İsrail Mescid-i Aksa’ya yönelik emeline nail olacak olursa Kubbet-üs Sahra’yı orada bırakacak değildir.

Sonra komplocu yaklaşım doğru olsa bu konuda en hassas çevrelerin başında gelen Hamas, kendi yayın organı olan El-Aksa televizyonunun logosunu Kubbet-üs Sahra yapmazdı.

mescid-i-aksa-jpg20120726151431-67943

NEDEN KUBBET-ÜS SAHRA FOTOĞRAFI KULLANILIYOR?

Neden Kubbet-üs Sahra fotoğrafı daha çok kullanılıyor öyleyse? Bu soruya da şu söylenebilir: Görsel olarak daha görkemli olduğundan Kubbet-üs Sahra fotoğrafları daha çok revaç bulmuş olabilir.

Sonuç olarak Kubbet-üs Sahra bir anlamda Mescid-i Aksa’dır, yarım elmanın diğer yarısı gibi, her iki mescit de Kudüs’ün en önemli simgeleridir ve her ikisi de bizim için azizdir.

Kaynak: Beytullah Demircioğlu, Genç Dergi, 38.Sayı - Kasım 2009

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.