“Kur’an Sofrası” Kitabı Erkam Yayınları’ndan Çıktı

Şebnem dergisi yazarlarından Nejla Baş’ın, “Kur’ân Sofrası” başlığıyla yayınlanan kitabı Erkam Yayınları’ndan çıktı.

Nejla Baş’ın “Kur’ân ve Sünnet’te Tavsiye Edilen Gıdalar” üst başlığı altında “Kur’ân Sofrası” adıyla yayınlanan kitabı Erkam Yayınları’ndan çıktı.

“KUR’AN SOFRASI” KİTABI RAFLARDA

Nejla Baş Hanımefendi’nin Erkam Yayınları Serkitap Serisi’nden üç kıymetli kitabı yayımlandığını haber vermiş, bunlardan ilki olan “Helâl Gıda Rehberi”ni 182. sayımızda tanıtmıştık. Bu sayıda tanıtacağımız eser ise, “Kur’ân ve Sünnet’te Tavsiye Edilen Gıdalar” üst başlığı altında “Kur’ân Sofrası”

Kur’ân-ı Kerîm, insanların iki dünya saadeti için gönderilmiş bir kitaptır. Orada insanın saadetine hizmet etmeyen, onu huzur, mutluluk ve âfiyete kavuşturmayan, dünya ve âhirete faydası olmayan, fuzuli hiçbir lafız bulunmamaktadır. Allâh’ın kelâmı olan Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevası, orada seçilen kelimeler, cümle yapısı vs. ile ilgili tefsir adıyla müstakil bir ilim vardır. İşte burada geçen kelimelerden bir kısmı da bizim günlük hayatta kullandığımız birtakım gıdalardır.

Şüphesiz bu gıdaların Kur’ân-ı Kerîm’de yer alması boşu boşuna değildir. İşte bu kitap, Kur’ân-ı Kerim’de zikredilen gıdaların ne olduğu, insanlara ne gibi faydaları bulunduğu hakkında kaleme alınmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’e ilâveten Peygamber Efendimizin devrinde bilinen, O’nun bizzat kullandığı, tavsiye ettiği gıdalar da ayrıca zikredilmiş, bir mânâda gıdalar üzerinden Tıbb-ı Nebevî’ye işaret edilmiştir.

Günümüzde türlü hastalık ve salgınlarla boğuşan insanlığın, tabiî ve alternatif tedavi yollarına da müracaat etmesi şarttır. Bu hususta en önemli kaynak, dinimizin iki asıl kaynağı, yani Allâh’ın Kitabı ve Peygamber Efendimizin Sünnet-i Seniyyesi’dir. İşte bu güzel eser, bu iki kaynaktan beslenen ve kendi sahasında bu iki temel kaynağa ışık tutan değerli bir çalışmadır.

Kitabı temin etmek için tıklayınız...

Hatice K. Akyüzlü, Şebnem Dergisi, Sayı: 192

50 KİTAP TAVSİYESİ

50 Kitap Tavsiyesi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.