Küfür Eden ve Çirkin Sözler Söyleyen Kişilerin Ahirette Bir Cezası Olacak mı?
Küfür eden ve çirkin sözler söyleyen kişilerin ahirette bir cezası olacak mı? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Olacak tabii. Yani mümin, mümine; daha doğrusu hiçbir insana elinden ve dilinden zararı dokunmayan kimsedir. Nitekim Resûlullah Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden selâmette olduğu kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4; Müslim, Îmân, 64)
Demek ki eğer bir Müslüman bizim elimizden veya dilimizden rahatsız oluyorsa, elimizle ya da dilimizle ona eziyet ediyorsak, o zaman Müslümanlığımız sorgulanmaya açık hâle gelmiştir. Sen nasıl Müslümansın ki bir Müslüman senin elinden emin değil! “Bu adamı gördüğümde bana hakaret mi edecek, sövecek mi, incitecek mi?” diye endişe ediyorsa, burada ciddi bir problem vardır.
Kaldı ki bir Müslümanın veya herhangi bir insanın bir başkasına zarar verebilmesi için genellikle komşuluk münasebeti gerekir. Bu komşuluk; aynı iş yerinde çalışmak, aynı binada oturmak veya birtakım ortak alanları paylaşmak şeklinde olabilir. Komşuluk hukuku ise bir komşunun diğer komşuya eziyet etmemesi üzerine kuruludur.
Binaenaleyh, bir Müslümanın ağzıyla incitici ve kırıcı söz söylemesi doğru değildir.
Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bir gün ashabına:
“Müflis kimdir, biliyor musunuz?” buyurdu.
Ashâb-ı kirâm:
“Bilmiyoruz yâ Resûlallah.” demek yerine:
“Yâ Resûlallah! Parasını kaybetmiş, çok zenginken elindeki her şeyi tüketmiş kimseye müflis denir.” dediler.
Bunun üzerine Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm:
“Hayır.” buyurdu. “O, dünyalık bir şeydir. Zengindin, kaybettin; aslında kaybettiğin şey de dünyada kalacak olan maldır. Sanki onu ahirete götürecek miydin? Mal da mülk de zaten dünyada kalacaktır. Sen ölünce sadece senin adına kayıtlı olmaktan çıkıp başkasının adına kayıtlı hâle gelecektir.”
Evet, insanın çoluğunu çocuğunu kimseye muhtaç olmayacak şekilde bırakması dinimizin tavsiye ettiği güzel bir davranıştır. Fakat dünyada iflas etmiş olmak, insanı kahredecek veya depresyona sokacak kadar büyük bir felaket değildir.
Asıl iflas, ahiret iflasıdır.
Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm buyuruyor ki:
“Ümmetimin müflisi; kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevaplarıyla gelir. Fakat şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş, ötekini dövmüştür. Bunun üzerine sevaplarından hak sahiplerine verilir. Eğer üzerindeki haklar bitmeden sevapları tükenirse, hak sahiplerinin günahları ona yüklenir; sonra da cehenneme atılır.” (Müslim, Birr, 59)
İşte düşünün; adam hayatında hiç alkol kullanmamış ama alkol kullananların günahlarından yüklenmeye başlıyor. Hiç zina etmemiş ama zina edenlerin günahlarını yükleniyor. Cennetlikken cehennemlik hâle geliyor. Bundan daha büyük bir nasipsizlik olabilir mi?
Onun için ağzımıza sahip çıkacağız. Kimseye hakaret etmek şöyle dursun, incitecek tek bir söz bile söylemeyeceğiz.
Müslüman, herkese karşı güler yüzlü olmayı sadaka olarak gören kimsedir. Nitekim Resûlullah Efendimiz:
“Kardeşine güler yüz göstermen sadakadır.” buyurmuştur. (Tirmizî, Birr, 36)
İnsanlar sizi severlerse, sizin temsil ettiğiniz dine de yakınlık hissederler.
Çoğu zaman görüyoruz ki dinden nefret ettiğini söyleyen bazı kimselerin arkasında, aslında dindar olduğunu söyleyen bazı insanların yanlış tavırları bulunuyor. Elbette bu, dini terk etmek için bir mazeret değildir. Kimse kötü bir zengini gördüğü için paradan nefret etmiyor. Kimse kötü bir sanatçıyı gördüğü için müzikten soğuduğunu söylemiyor. Ama iş din meselesine gelince, “Hocadan soğudum, dinden uzaklaştım.” deniliyor. Bunlar şeytanın insana buldurduğu mazeretlerdir.
Fakat biz yine de böyle bahanelere sebebiyet vermemeliyiz. Çünkü bir kimsenin Müslüman olmasına vesile olmak, dünyadaki her şeyden daha kıymetli olduğu gibi; bir kimsenin dinden soğumasına sebep olmak da o nispette ağır bir vebal ve büyük bir mesuliyettir.
Allah Teâlâ hepimizi muhafaza eylesin.











YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!