Kıyâmetin Küçük ve Büyük Alametleri

Kıyamete yaklaşmayı haber veren küçük ve büyük alametler nelerdir?

(Aşağıdaki metin videonun kısa bir özetidir. Vaazın tamamı ve tüm detayları için videoyu izleyebilirsiniz.)

Kıyametin tam vaktini Cenâb-ı Hak bildirmemiştir. Ancak Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), kıyamete yaklaşmayı haber veren küçük ve büyük alametleri bizlere bildirmiştir.

Kısaca küçük alametlerden bahsedelim:

Önce ilim ortadan kalkacaktır. Bu ilim, şeriat ilmidir; vahyin getirdiği ilimdir. Yani iman, takva ve hikmet ilmi çekilecek; bunun yerine cehalet yayılacaktır. Cehalet artınca insan, nefsinin hevasına ve şeytanın desiselerine alet olur.

Bugün dünyaya baktığımızda bunu açıkça görüyoruz. İnsanlar adeta yamyamlaşmış hâle gelmiş. Gazze’de böyle, Suriye’de böyle, Myanmar’da böyle, Sudan’da böyle… İnsan insanı acımasızca yok ediyor. Bu, cehaletin ve merhametsizliğin sonucudur.

Yine kıyamet alametlerinden biri; sarhoşluk veren içkilerin yayılması, zinanın alenen işlenmesidir. Eskiden bir “ahlak zabıtası” vardı; utanma vardı. Bugün bu kalktı. İnternet, ahlaksızlığı alıp götürüyor, hatta her geçen gün daha beterine sürüklüyor. Aile yapısı yıkılıyor. LGBT sapkınlıkları, eşcinsellik; Lût (aleyhisselâm) kavmini bile aşan felaketler ortaya çıkıyor. Bunlar da kıyametin alametlerindendir.

Bir diğer alamet; sebepsiz öldürmelerin artmasıdır..."

İslam ve İhsan

KIYAMET ALAMETLERİ MADDE MADDE

Kıyamet Alametleri Madde Madde

KIYAMET ALÂMETLERİ: ZİNÂ VE BİNALARIN ÇOĞALMASI

Kıyamet Alâmetleri: Zinâ ve Binaların Çoğalması

KIYAMET ALAMETLERİ

Kıyamet Alametleri

KIYAMET NASIL KOPACAK?

Kıyamet Nasıl Kopacak?

KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK?

Kıyamet Ne Zaman Kopacak?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.