Kısaca Umre Nasıl Yapılır?

Umre sırasıyla nasıl yapılır? Umrenin yapılışı kısaca.

Hanefîler’in çoğunluğuna ve Mâlikîler’e göre hayatta bir defa umre yapmak sünnet; Şâfi ve Hanbelî mezheplerinin görüşüne göre farzdır.

MADDELER HALİNDE UMRENİN YAPILIŞI

Bulunulan yere göre Mekke’de veya mîkât sınırları içinde oturanlar Harem bölgesi dışında bir yerde, iki rekât ihram namazı kılar ve umre niyetiyle telbiye getirerek ihrama girer.

Erkek, giysilerini çıkararak alt ve üst ihram bezi ile örtünür.

Yol boyunca aralıklarla telbiyeye devam edilir ve ihram yasaklarına uyulur.

Harem-i şerîfe gelince; “Allah’ım! Senin rızanı kazanmak için umre tavafını yapmak istiyorum. Onu bana kolay eyle ve kabul buyur” diye niyet ederek umre tavafını yapar.

Her dolanımda Haceru’l-Esved’i selâmlar ve ilk üç dolanımda hızlı yürür.

Yedi dolanımı tamamladıktan sonra, iki rekât tavaf namazı kılar.

Bundan sonra; “Allah’ım! Senin rızanı kazanmak için umrenin sa’yini yapmak istiyorum. Onu bana kolay eyle ve kabul buyur” diye niyet ederek, Safâ ile Merve arasında umre sa’yi yapar. Bu sa’y, hacda olduğu gibi Safa’dan Merve’ye dört gidiş ve Merve’den Safa’ya üç geliş olmak üzere yedi şavtı kapsar.

Merve’de sa’y biter ve saçlar tıraş edilerek veya kısaltılarak umre tamamlanmış ve ihramdan çıkılmış olur.

Artık Mekke’de kaldığı sürece Kâbe’yi nâfile olarak tavaf edebilir.

Normal elbiselerini giyer ve kendisine daha önce helâl olan şeyler yine helâl olmuş olur.

Umrenin rüknü tavaftır. Âyette; “Onlar o Beyt-i Atîk’i tavaf etsinler” [1] buyurulur. Vâcipleri ise; Safa ile Merve arasında sa’y yapmak, tıraş olmak veya saçları kısaltmaktan ibarettir. Tavafın ilk şavtında, Haceru’l-Esved selâmlandığı andan itibaren telbiye kesilir.[2]

Dipnotlar:

[1] Hac, 22/29 [2] Kâsânî, Bedâyi’us-Sanayî, II, 226 vd.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

UMRE NE DEMEK?

Umre Ne Demek?

UMRE NASIL YAPILIR?

Umre Nasıl Yapılır?

UMRE İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Umre ile İlgili Ayet ve Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.