Kayınvalidemin Bana Hediye Ettiği Altını Kocam İstiyor. Vermemek Kul Hakkı Olur mu?

Kayınvalidemin bana hediye ettiği altını kocam istiyor. Vermemek kul hakkı olur mu? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Şimdi şunu önce net olarak bilmek lazım: Karı koca olmak mülkiyet eşitliğini doğurmuyor. Bugün mesela birtakım hukuki düzenlemeler yapıyor devlet; karı koca evlendikten sonra kim kazanırsa kazansın, ortak mülkiyet rejimi gereği karı kocanın ikisinin de malıdır gözüyle bakılıyor. Bu yanlıştır. Bunu devletin hukuki bir düzenlemeyle uygulamaya koymuş olması, bunu doğru hâle getirmez.

Binaenaleyh şunu iyi bilmek gerekiyor ki bir şeyin kanun olarak çıkması, onun meşru olduğu anlamına gelmez. Meşru ne demek? Meşru, Allah’ın kabul ettiği, Allah’ın şeriatının onayladığı bir şeydir. Allah’ın kabul ettiğini Allah’ın kulları da kabul etmek durumundadır.

Binaenaleyh işte boşanmalarda kadın adamın veya adam kadının malının yarısına ortakmış gibi göz dikebiliyor. Bunlar helal olmayan şeylerdir. Bırakın karı kocayı, anne karnına düşen cenin bile sağ doğmak kaydıyla özel bir mülkiyete sahiptir. Yani onun da kendine ait bir mülkiyeti vardır. Tabiri caizse bir hesabı vardır, bir banka hesabı vardır.

Mesela bebek doğmuş, gelmişler bebeğe altın takmışlar. Şimdi bu altın kimindir? Bebeğin midir, bebeğin babasının mıdır, annesinin midir? Şeriatımız diyor ki: “Eğer bu altın bebeğe hediye olarak verilmişse, bu altın bebeğindir.” Binaenaleyh annesinin babasının bu altında hakkı yoktur.

İş böyle olunca, yani ben evlendim, çalışıyorum, benim hesabım var; hanım benden nafaka alma hakkına sahiptir. Yani nedir? Onun aylık geçinme bütçesi 50.000 lira, 60.000 lira neyse, onu benden alma hakkına sahiptir. Onun haricinde “sen 300.000 lira kazanmışsın, 500.000 lira kazanmışsın, bunun yarısı benimdir” türünden, yahut “bizim paramızdan annene babana para veremezsin, o bizim paramızdır” türünden bir mülkiyeti sahiplenme, başkasının mülkünü sahiplenme yolunda adım atmak doğru değildir. Bunlar şeriatımızın, dinimizin kabul etmediği davranışlardır.

Buna göre kadına takılan altınlar kadınındır. Adamın kadına verdiği mehir kadının mülküdür. Ne demek kadının mülküdür? Ona, onu nasıl harcayacağına kadın kendisi karar verir. “Biz karı kocayız, ben de bunda söz sahibiyim” diyerek onun malı üzerinde kocanın bir tasarruf hakkı yoktur.

Burada kardeşimizin kendisine takılan takılar, hediyeler onundur. Bir başkasının kalkıp da “benim arkadaşım ve benim getirdiğim biri bunu sana takmıştı” diye orada bir mülkiyet iddia etmesi caiz olmaz. Dolayısıyla “kul hakkıdır” vesaire diye bir baskı yoluna gitmek yanlış bir eylemdir.

Ama karı koca olmak, insanların birbirlerine destek olması anlamına gelir. Kadın da kocasına destek olur, koca da hanımına destek olur. Ama bu gönül rızasıyla olacak bir şeydir; zorla yapılacak bir şey değildir. Vallahu a‘lem.

Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım

İslam ve İhsan

EŞLER ARASINDA PARA İLİŞKİSİ NASIL OLMALI?

Eşler Arasında Para İlişkisi Nasıl Olmalı?

ZİYNET EŞYASI KULLANIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Ziynet Eşyası Kullanırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

TAKILAR MEHİR YERİNE GEÇER Mİ?

Takılar Mehir Yerine Geçer mi?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.