Aklın ilk vazîfesi, Allâh’a îman etmektir. Fakat akıl her durumda bir kaynak, bir başlangıç noktası ve bir dayanak arar. Onu Hakk’ın izzetine teslîm edip O’nun
İbrâhîm -aleyhisselâm-, ölen bir canlının yeniden nasıl dirileceğini merak etmiş ve bunu kendisine göstermesini Rabbinden istemiştir. Allâh Teâlâ O’na âyette g
Allâh -celle celâlühû- İbrâhîm -aleyhisselâm-’ın ve O’na îmân edenlerin rahat ibâdet etmeleri, Nemrûd ve Keldânî kabîlesinin üzerine gönderilecek olan ilâhî az
Mısır’ı Firavun âilesi idâre ediyordu. Bunlar zâlim ve kibirli kimseler idi. Hududdan, yabancı ve güzel bir kadın şehre girdiği zaman hemen Firavun’a bildirilir
Ateşe atılma hâdisesinden sonra Allâh -celle celâlühû- İbrâhîm -aleyhisselâm-’ın ve O’na îmân edenlerin rahat ibâdet etmeleri, ayrıca Nemrûd ve Keldânî kabîlesi
Hazret-i İbrâhîm’in putları kırdığına iyice kanâat getiren bedbaht putperestler, yapılan işi hazmedemediler ve taş parçalarının âcizliklerini görüp Hakk’a yönel
Zamanımızda nefisler putlaştırılıdı. Dünyalık metâlar birer put haline geldi. Hazret-i İbrâhîm’in kavmi ile arasında geçen putları kırma hadisesi de aslında biz
Hz. İbrahim -aleyhisselâm- günlerce Rabbini aradı ve herşeyin sahibi olan, yaratılmışlara benzemeyen Allah c.c. olduğuna kanaat getirerek imân etti...
Keldânî kabîlesinin hükümdârı olan Nemrûd, ilk zamanlarda âdil ve insaflı bir kimse idi. Kavmi, yıldızlara ve putlara tapardı.
Peygamberlerin beşerî güçleri tükendiğinde kendilerine ilâhî nusret yetişir ve inkârcılar üzerine Allâh’ın kahır ve intikâmı tahakkuk eder.