Osmanlı Tarihi

Çanakkale'de Askerlerin Yardımına Gelen Sır Neydi?

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, 'Gönül Yolculuğu' adlı eserinde Çanakkale Destanını, 'iman' penceresinden değerlendiriyor.

Palulu Ali’nin Gerçek Hikayesi

Çanak­ka­le’de şehit olan Palulu Ali’nin oğlu Hüseyin’in hi­kâ­ye­sini oğlunun anlatımıyla dinleyelim…

Her Mehmetçik İçin Bir Kitap Yazılabilir

Altınoluk Dergisi, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı münasebeti ile “Çanakkale Mahşeri” kitabının yazarı Mehmet Niyazi Özdemir ile Çanakkale üzerine özel bir mülak

İslam Fedakârlık Dinidir!

Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bugünkü yazısında İslam'ın bir fedâkârlık dini olduğunu belirterek tarih sahnesinde kazanılan zaferlerin Allah için yapıl

Tarihin Önemi

Tarih, milletlerin hâfızası demektir. Millî tecrübeler manzûmesidir. Bu yüzden mâzinin bittiği yerde, millet biter, insan biter, iz’an biter.

Hanedan Mensubu Olmayan Tek Osmanlı Sultanı!

Uzun  ve titiz araştırmalarımız sonucunda; tarih kitaplarının yeniden yazılmasını gerektiren, gizli kalmış bir gerçek daha ortaya çıktı: Osmanlı’nın 27. Sultanı

Süleyman Şah Türbesi; Tarihimizin Namus Davası

Kısa süre önce Türkiye ile Suriye’yi savaşın eşiğine getiren, 22 Şubat 2015 tarihinde de Şah Fırat Operasyonu ile taşınan Sülayman Şah Türbesi, gerek Osmanoğlu

Süleyman Şâh Kimdir?

Süleyman Şah (1178 - 1227, Fırat), Kaya Alp'in (Kutalmış) oğlu, Ertuğrul Gazi'nin babası, Osman Gazi'nin dedesidir. Oğuzların Kayı boyundandır. Doğum yeri ve ta

Tren Yolunu Sünnete Göre Yaptıran Sultan; Iı. Abdülhamit Hân

Ecdâdımızın Peygamber Efendimiz’e olan hürmetinin sayısız misâllerinden biri Sultan II. Abdülhamit’in İstanbul-Medine tren yolunu yaptırırken, gösterdiği örnek

Osmanlı'nın Mazlum Gayr-i Müslimlere Karşı Tavrı Nasıldı?

İslâm nazarında insan, hakkına riâyet edilmesi gereken mükerrem bir varlıktır. Bunun içindir ki günahkârın dahî gıyâbında ayıp ve kusurlarını söylemek, “gıybet”

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.