Müʼmin, hayat imtihanlarında karşılaştığı -hayır veya şer- bütün tecellîlerden, uhrevî plânda kazançlı çıkmanın gayreti içinde olmalıdır. Bu sebeple de, şahsına
Tevekkülün en kısa ve kesin ifadesi olan “hasbünallahu ve ni’mel vekîl” sözünü Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) en zor ve sıkıntılı anlarda söyledi.
Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in, ‘Salname 1970 Yıllığı’nda yer alan ‘Gıda Tarihimizde Öğle Yemeği Yoktur’ başlıklı yazısını sizler için derledik...
Şükrün özü, kişinin acziyetini bilmesi ve emanetçisi olduğu, bildiği ve bilmediği, akıl edebildiği veya edemediği her nîmetin gerçek sahibinin Cenâb-ı Hak olduğ
İffetli olmak, sözü ve söyleyiş şeklini ölçüp biçmek, tesettür hükümlerine riâyet etmek, namazı edâ etmek, zekât vermek, Allah ve Rasûlü’ne itaat etmek Peygambe
Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurur: “Önce kendi nefsinle meşgul ol, kendi nefsine faydalı ol ve kendi nefsini düzelt. Sonra başkalarıyla meşgul ol. Başkaları
İnsan taklit meyli ile yaratılmıştır. Muhabbet duyduğu kimsenin hâliyle hâllenir. Bakışı, konuşması, tefekkürü, gönül dünyası, kalpten kalbe olan akış dolayısıy
Takvâ, günah işlemeye, günah işlemek takvâ sahibi olmaya engel olmadığı için, insanlık gereği işlenecek günahların peşinden iyilik yapmak, o hata ve günahın son
Sadakat ve emniyet nedir, ne anlam gelir?
Dinimizde lakap takmanın ve alay etmenin yeri nedir?