İnsan insanlığa, kendine ve topluma vefalı olmalıdır. Unutulmaya yüz tutan en büyük değerlerimizden olan veda sadece sokak ismi olarak kalmasın. Vefalı olalım y
Sanal bağımlılıklarımızın gerçek esaretinden biraz olsun nasıl uzaklaşırız? Kendi hürriyetimize, duygu, düşünce ve hayatımıza nasıl sahip çıkarız? Varlığımızı,
Mü’min; zâhirî haramlardan ne kadar kaçınsa, zâhirî farzları ne kadar edâ etse de, bâtınî bir haram olan hasetten kurtulmadıkça, diğer biriktirdiğini zannettiği
Cenâb-ı Hak, bize her işimizde “orta yol üzere” gitmemizi emretmiş, îtidali öğütlemiştir. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de hayatı boyunca bize güze
Gönül almanın ve gönle girmenin en kolay ve emin yolu, hizmetten geçer. İnsanın hayat kalitesini geliştirmesi ve mânen seviye kazanması bakımından, gönül himmet
Müslümanların birbirlerine karşı yerine getirmeleri gereken bir takım hak ve vazifeleri vardır. Bu hak ve vazifeler, maddî ve mânevî alanda olabilir. Bunların y
Tüm mahlûkat insana emanettir. İstifade ettiği süre zarfında yaratılana karşı insaflı ve merhametli olmak ise insanlık borcumuzdur.
Bilgi, hâl ve dirâyette seviyeniz ne olursa olsun, istişâre, vazgeçilmemesi gereken bir emr-i ilâhîdir.İstişâre, ilâhî bir emirdir ve özellikle sorumluluk mevki
Bir tarafta misafir geldi diye alnı kırışan, yüzü ekşiyen dar gönüllü nasipsizler, diğer tarafta ise misafirsiz sofraya oturmayan derya gönüllü bahtiyârlar. Hep
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde “Müslümanın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.” buyuruyor.