Cenâb-ı Hakkʼın rızâsına ermek istiyorsak, evvelâ Oʼnun hakkımızdaki takdîrine râzı olmayı bilmeliyiz.
Cenâb-ı Hak, kullarından her an “istikâmet” üzere bulunmalarını, yani “emrolundukları gibi dosdoğru” olmalarını istemektedir. Peki bizlere düşen vazifeler neler
Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “Ashâb-ı Rakîm”, İsrâiloğulları zamanında yaşamış üç gençtir. Onlar Allah'ı ve emirlerini ve aynı zamanda salih bir kulma olma çaba
Bir mümin için en büyük dostluk Allah'a (cc) duyulan muhabbettir. Namazlar da O'nun ile konuşmak, içini dökmek ve O'na hamd etmektir. Sevgisinden duyulan hamd k
Bir müʼmin, nîmetlere nâil olduğunda şımarıp azgınlaşmamalı, bilâkis Allah için infâk ederek fiilî şükrünü, Allâhʼı zikrederek de kavlî şükrünü îfâ etmelidir.
Allah'a (c.c) ve Resulüne tam manada iman etmiş, ilklerden olmayı basaşrmış genç sahabiler... Kimisi ailesi ile kim tek başına Peygambere iman eden ve onun izin
Fatih Sultan Mehmed Han ile Rum Mimar arasında geçen, adalet anlamından bizler için büyük bir payda taşıyan vâkıa sizler için derledik...
Tasavvufun amacı maneviyat yolcularını ihsan makamına eriştirmektir, Peygamber Efendimizin tarif ettiği üzere “sanki Rabbimizi görüyormuş gibi” O’na kulluk etme
Allah (cc) son ana dek tövbe kapısını açık bırakarak kullarına rahmet etmiş ve onlara af kapısı açmıştır. Bizler insan olamamız hasebiyle elbette hata yapar ve
Hak Teâlâ’nın biz kullarından istediği, dâimâ kendisiyle olan bir kalb-i selîmdir.