Kur’an ve hadisler ışığında kalbin önemi, kalplerin katılaşması, vicdanın zayıflaması ve iç dünyadaki değişimlerin toplumsal yansımaları ele alınıyor.
Ebû Saîd el-Hudrî’nin (r.a.) açlık karşısında gösterdiği sabrı ve iffetli duruşu üzerinden tevekkül, kanaat ve rızık bilinci anlatılıyor.
İslam’da iman gönüllülük esasına dayanır, dinde zorlama yoktur ve mümin sorumluluk bilinciyle hareket eder.
İmanın dille ikrarın ötesine geçip kalpte bir lezzete dönüşmesini engelleyen dünyevî prangalardan kurtularak gerçek huzura ve teslimiyete ulaşın.
Hayat, tekrarı olmayan tek seferlik bir imtihan müddetidir. Ömür kandili sönmeden, hayatın baharı olan gençliği Hakk’ın rızasıyla ebedi kazanca dönüştürmenin yo
Allah’a ve O’nun mukaddeslerine gösterilen tâzîm, kulun îmanını ve amelini nasıl derinleştirir; edep ve hürmet neden ibâdetlerin ruhu kabul edilir?
Her hayrın başı Allâh sevgisi, hikmetin başı haşyettir; bu şuur, kulun hayâtına istikâmet kazandırır.
İmanımızı nasıl canlı tutabiliriz ve kalbimize nasıl yansıtabiliriz? İmanın korunması ve hayata aktarılmasının yolları nelerdir?
Allah korkusu cezadan mı yoksa rızâyı kaybetme endişesinden mi doğar; âyet, hadis ve sahâbe örnekleri bu korkunun mü’minin hayatını nasıl şekillendirdiğini bize
Mü’minin kalbinde Allah korkusu hangi mânayı taşır? Haşyetullah nasıl bir edep doğurur ve kul, korku ile ümit arasında nasıl bir dengeyle yürümelidir?