Muhabbetin en bâriz alâmeti fedakârlıktır.
Gönül seferinde mü'min, Mevlâ’ya güvenip yola çıkmalı ve sürekli ümit esintileri ile gönlü ferahlatmalıdır.
Bütün insanlık, ölüm ânında ister istemez ilâhî takdîre boyun eğecek ve teslim olacaktır. Hayatında ilâhî emirlere karşı çıkıp inatla diklenen zorba ve mütekebb
Engin rahmet ve şefkatiyle kullarına en güzel yolu gösteren Rabbimiz, Hakk’a ve hakikate ayak sürüyerek tembel tembel değil, yürüyerek bile değil, belki koşar a
Takvâ ile müzeyyen olmuş bir gönülle sefere çıkmak, eşsiz bir ilâhi sanat harikası olan şu kâinât müzesini bediî zevklerle seyretmenin, diğer bir ifâdeyle kâinâ
“Elest bezmi”nden ebediyete doğru uzun bir yolculuğa çıkan insanoğlu, esasen bir ebediyet seyyahıdır.
Kur’an-ı Kerîm’i Allah’ın bize gönderdiği özel bir mesaj gibi dikkatli bir şekilde okumaya başladığımızda bazı ayetlerin sarsıcı ikazlarına şahit oluruz. Hatta
“Herkesin yaşadığı hayat kalitesi, avunup teselli bulduğu şeyin değeri kadardır” tespitinde bulunur bir Allah dostu.
Bir insanın mertebesi yükseldikçe tevâzûsu da artmalı… Peki, Hakk’a yakınlık hangi hâl ile mümkün olur?
Kıyâmet gününde nebi ve şehitlerin imrenerek bakacağı kişiler kimlerdir? İşte hadislerle nebi ve şehitlerin gıpta edeceği kişiler...