İmanın Anahtarı Olan Tefekkür

Hangi okuyuş, nasıl bir tefekkür iman kapısının kilidini açar? İmanın lezzetine kapı aralar? Kainatı ve kendimizi nasıl okumalı ve tefekkür etmeliyiz?

Zira; insanın yaratılış gayesi «Cenâb-ı Hakk’a ibâdet yani kulluk»tur. Ancak ibâdet, sahih bir îmân ile makbul olur. Sahih bir îmân için de, «mârifetullah» yani kalpte Cenâb-ı Hak’ı tanımak zarûrîdir. Zâtı; müteâl yani öteler ötesinde olan, yaratılmışlara benzemekten münezzeh bulunan Cenâb-ı Hakk’ı tanımak, ancak O’nun Kelâmullah’taki âyetleri ve cihanı süslediği ilâhî azamet tecellîlerini kalben okumak ile mümkündür.

Bu okuyuş, ancak vahiyle terbiye edilmiş bir aklın tefekkürüyle; menfî hâl ve hasletlerden temizlenmiş selîm bir kalbin tehassüsüyle hâsıl olabilir.

Böyle bir tefekkür, îmânın anahtarıdır. «Oku!» emrini takip eden âyet, insana kendisini ve yaratılışını hatırlatır:

“O, insanı bir «aleka»dan (aşılanmış yumurtadan) yarattı.” (el-Alak, 2)

Daha birçok âyet-i kerîme; insanı, kendi mâhiyeti üzerinde tefekkür etmeye davet eder:

“İnsan neden (hangi şeyden) yaratıldığına bir baksın!” (et-Târık, 5)

İnsanı değersiz bir sudan yaratan kimdir? Ona en güzel sûreti veren, rızıklandıran, yaşatan kimdir?

“Ey insan! Seni, şekilsizlikten çıkarıp en güzel şekilde yaratan, ihsânı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?” (el-İnfitâr, 6-8)

Kendisine bir bardak su verene teşekkür etme ihtiyacı hisseden insanoğlunun; Yaratıcı’sını tefekkür etmemesi, yaratılışının teşekkürünü îfâ etmemesi ne büyük bir gaflettir, nâdanlıktır!

Bursevî Hazretleri’nin şu ifadeleri ne kadar mânidardır:

“Bir kemik parçası olan kulağa işittiren;

Yağdan oluşan göz yuvarlağına gördüren;

Bir et parçası olan dili konuşturan;

Bitkileri meyve ve dâneleriyle, hayvanları etleri ve yağlarıyla, (diğer taraftan) yeryüzünü ağaçları ve nehirleriyle, gökyüzünü yıldızlarıyla ve onların ışıklarıyla donatan;

Geceyi insanların dinlenmesine tahsis eden;

Gündüzleri sayısız nimetlerinden dilediği kadarını lutfeden Allâh’ın şânı ne yücedir!

Sen O’na lâyıkıyla kulluk edemediğin hâlde, O sanki senden başka bir kulu yokmuş gibi, sana kıymet verip seni maddî ve mânevî rızıklandırmaktadır. Sen ise kullukta sanki O’ndan başka bir (sığınak, barınak ve dayanağın) daha varmış gibi gafletin içindesin. (Bu ne dehşetli bir nâdanlıktır, kendini bilmemektir!)” (Bkz. Rûhu’l-Beyân Kur’ân Meâli ve Tefsiri, c. 1, s. 94-95, Erkam Yayınları)

Alak Sûresi’ndeki müteâkip âyetler de Cenâb-ı Hakk’ın insana ikramlarına dikkat çeker:

“Oku! İnsana bilmediklerini öğreten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.” (el-Alak, 3-5)

Cenâb-ı Hak; mahlûkat içinde, yalnız insana kalem tutabilecek, ince, hassas işleri yapabilecek zarâfette eller, o elleri kullanabilecek, kalem ve benzeri ilim ve tefekkür vasıtalarını geliştirebilecek kabiliyette bir beyin lutfetmiştir.

Cenâb-ı Hak buyurur:

(Rahmân) ona (insana) beyânı öğretti.” (er-Rahmân, 4)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mekteb-i Âlem, Kâinat, İnsan ve Kur’ân, Yüzakı Yayınları

İslam ve İhsan

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN TEFEKKÜR HÂLİ

Peygamber Efendimiz’in Tefekkür Hâli

TEFEKKÜR İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Tefekkür ile İlgili Ayet ve Hadisler

ÂYETLER ÜZERİNDE TEFEKKÜR, TEDEBBÜR VE TEZEKKÜR

Âyetler Üzerinde Tefekkür, Tedebbür ve Tezekkür

TEFEKKÜR NASIL YAPILIR?

Tefekkür Nasıl Yapılır?

TEFEKKÜR NEDİR? NASIL TEFEKKÜR EDİLİR?

Tefekkür Nedir? Nasıl Tefekkür Edilir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.