İmam Hatip Okulları, Birer İlim, Hikmet Ve Sanat Öğretim Merkezleri Olduğu Kadar Şahsiyet Ve İrfan Mektepleridir

70. Yılında İmam Hatip Okulları ve Türkiye’de Din Eğitimi Uluslararası Sempozyumu'nda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, "Bu okullar, birer ilim, hikmet ve sanat öğretim merkezleri olduğu kadar aynı zamanda şahsiyet ve irfan mektepleridir." dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “İmam Hatip okulları, milletimizin bugününe ve istikbaline umut olmaktadır”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ise yaptığı konuşmada, İmam Hatip Okullarının 70. Yılı münasebetiyle gerçekleştirilen bu sempozyumun hayırlı sonuçlara vesile olması temennisinde bulundu.

İmam Hatip mefkuresinin, bu topraklar için tarihi öneme sahip olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, “İmam Hatip Okulları, tarihini bilmenin, inancını yaşamanın ve mukaddesatını yüceltmenin kurumsallaşmış halidir. Köklü bir medeniyetin ve asil bir tarihin en berrak aynasıdır. Medeniyetimize kaynaklık eden değerlerin güven içerisinde geleceğe taşınmasının en sağlam zeminlerindendir.” dedi.

Başkan Erbaş İmam hatip okullarının içinden geçtiği tarihi sürece bakıldığında bir milletin kendini arayışının, ruh köklerine tutunma çabasının, fedakârlığının ve azminin görüleceğine dikkat çekerek, “Nice meşakkatin, çilenin, hüznün ve badirenin girdabından azimle çıkan bu okullar, milletimizin heyecanının ve inancına sadakatinin yaşayan şahitleridir. Hamdolsun bugün binlerce okul ve yüzbinlerle ifade edilen öğrencisiyle İmam Hatip okulları, milletimizin bugününe ve istikbaline umut olmaktadır.” diye konuştu.

“İmam Hatiplere gönül verenlerin idealini ve İmam Hatiplilik şuurunu canlı tutmalıyız”

İmam Hatip okullarının yapısı, müfredatı ve mezunları ile Türkiye’nin yapı taşlarından olduğunu dile getiren Başkan Erbaş, şöyle devam etti:

“Bu okullar, birer ilim, hikmet ve sanat öğretim merkezleri olduğu kadar aynı zamanda şahsiyet ve irfan mektepleridir. Burada dinî ilimlerle müspet ilimlerin birlikte ve metodolojik bir çerçevede veriliyor olması, dikkate şayan bir ayrıcalıktır.  Söz konusu ayrıcalık sayesinde yakın geçmişimizi ve bugünümüzü şekillendiren bu okullar, istikbalimizi medeniyet değerlerimiz ekseninde yeniden inşa edebilmenin de imkanını sunmaktadır.  Bu yüzden İmam Hatip nesline hizmet etmek ve onları geleceğe en iyi şekilde hazırlamak, bizler için tarihi bir sorumluluktur. Bu noktada öncelikle İmam hatiplere gönül verenlerin idealini ve imam hatiplilik şuurunu canlı tutmalıyız. Milletimizin İmam Hatiplere teveccühünün sebeplerini iyi anlamalı, bu asli ihtiyacı en etkili ve verimli şekilde gidermeye çalışmalıyız. Nicelik ve nitelik ilişkisini dengede tutmak suretiyle İmam Hatip mefkûresini fikrî ve fizikî imkânlarla tahkim ederek kararlılıkla geleceğe taşımalıyız. Bunun için din eğitimi ve hizmeti sunan kurumlarımızın işbirliği içerisinde ortak çalışmalar yapmaları oldukça önemlidir.”

Başkan Erbaş,  35. İl Müftüleri İstişare toplantısında İlahiyat/İslami İlimler fakülteleri dekanlarıyla beraber “Toplumu Din Konusunda Aydınlatmada Diyanet-İlahiyat İşbirliği İmkânları/Stratejileri” üst başlığı ile müzakereler yaptıklarını hatırlatarak, 36. İl Müftüleri İstişare Toplantısında ise Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü yetkilileriyle “DİYANET-MEB İşbirliği İmkânları” konularını ele aldıklarını kaydetti.

Bütün bu toplantılardan çıkan kararlar neticesinde Diyanet-İlahiyat ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurarak çalıştıklarını aktaran Başkan Erbaş, “Başkanlığımız, bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da fikri hür, vicdanı hür, inancı sağlam nesiller yetiştirme gayretinin hep destekçisi olacaktır.” ifadelerini kullandı. 

Başkan Erbaş, sempozyumun hazırlanmasında, gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere, tebliğleriyle ve müzakereleriyle katkı sunacaklara teşekkür etti.

Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, bazı AK Parti milletvekilleri, eğitimciler ve öğrenciler katıldı.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.