İlk Umre Kafilesi 2 Yıl Aradan Sonra Kutsal Topraklara Gitti

Kovid-19 salgını nedeniyle ara verilen umre ziyaretlerinin yeniden başlatılmasının ardından İstanbul Havalimanı'ndan ilk kafile yola çıktı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 2020 yılından itibaren ara verilen umre ziyaretlerinin yeniden başlatılmasının ardından ilk kafile İstanbul Havalimanı'ndan kutsal topraklara yola çıktı.

İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Giden Yolcu Terminali'ne gelen kafiledekiler, burada bilet ve bagaj işlemlerini tamamladıktan sonra ihrama girdi. İhrama giren umreciler, niyet ve dua ettikten sonra uçağa binmek üzere pasaport kontrolünden geçti.

Umreye giden yolcularından Zikri Ilgar, Suudi Arabistan'ın umreye izin vermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Heyecanlı olduğunu belirten Ilgar, "Daha önce umre ziyareti gerçekleştirdim ama yine ilk günkü kutsal topraklara gidişimin heyecanını yaşıyorum. İlk grup olduğumuzu öğrendik onun için de heyecanlıyız. Allah isteyen herkese nasip etsin. Ramazan umresi için niyetlendik ama hava yolları açık olmadığı için ancak bugüne nasip oldu." dedi.

Kafilede yer alan Günay Şahin ise ilk kez umreye gittiğini söyledi.

Şahin, 2-3 yıldır bu ziyareti beklediğini kaydederek, "Bu sene nasip oldu, Allah'ın izniyle. Çok heyecanlıyım. Heyecandan söyleyecek başka bir şey düşünemiyorum. Allah herkese nasip etsin." diye konuştu.

"Kapıların tekrar açılmasından sonra çok talep oldu"

Umre ziyaretini organize eden tur firmasının yöneticisi Muhammed Ali Çatar da 2 yıldan fazla bir sürüden bu yana umre ziyaretlerinin yapılamadığını belirtti.

Uzun bir aradan sonra umreye gidecek ilk kafilenin kendilerine nasip olduğunu dile getiren Çatar, şunları kaydetti:

"Biliyorsunuz, 2020 yılının Şubat ayı itibariyle pandemi nedeniyle Suudi Arabistan umre gidişlerini kapatmıştı. Yaklaşık 2 yıl 3 ay üzerinden geçti. Biz ilk umre kafilesini Mekke'ye yolcu ediyoruz. Grubun başında biz de olacağız. Her ne kadar şükretsek azdır. Pandemi sonrası kapıların tekrar açılmasından sonra çok talep oldu. Bu talepleri hac ibadeti nedeniyle eylül ayına ertelemek zorunda kaldık."

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.