İlahi Rahmeti Çeken Şeyler

Allah’ın gazap tecellîle­rinin çoğalması ve ilâhî rahmetin çekilmesinin sebepleri neler olabilir?

Son zamanlarda sıkça yaşanan zelzeleleri, kuraklıkları, sel felâketlerini, çekirge istilâlarını ve bilhassa salgın hastalıkları hangi maddî ve mânevî sebeplerin tetiklediği hususunda, elbette söylenecek çok söz var:

  • İnsanoğlunun toprağı, suyu, havayı, velhâsıl Dünyaʼyı hattâ uzayı büyük bir hırsla tüketme ve kirletme yarışına girmiş olması,
  • Allâh’ın lûtfettiği, tabiî, helâl ve temiz rızıkları terk edip, maddî ihtiraslar uğruna, ekini ve nesli bozan bir sun’î gıda rejimine dönülmesi,
  • Küresel güçlerin, mazlum coğrafyaları kendi menfaat çatışmaları sebebiyle kan gölüne döndürmeleri,
  • Yerlerinden-yurtların edilmiş milyonlarca insanın feryatlarına sağır kesilen zengin ülkelerin duyarsızlığı,
  • Bombalar altında yangın yerine dönmüş ülkelerin mağdur insanlarına sınırlarını kapatan, bir avuç mülteciyi ülkelerinde misafir etmektense denizde boğulmalarına göz yuman, hattâ botlarını batırarak Akdeniz’i bir mülteci kabristanına çeviren sözde insan hakları savunucusu ülkelerin vicdansızlığı,
  • Akdeniz sahillerine vuran çocuk cesetlerinin ve Afrika’da açlıktan ölen bebeklerin hazin manzarasına bîgâne kalan dünyanın merhamet ve şefkat fukarâlığı,
  • Doğu Türkistan, Arakan, Suriye, Yemen, Gazze, Kudüs ve emsâli yerlerde yaşanan trajedilerde mazlum haklının değil, zâlim güçlünün sözünün geçmesi,
  • İnsanlığın, bencillik, hoyratlık ve şımarıklıkta çağ atlayarak âdeta nefsini putlaştırması ve neticede yaşadığı asrı modern bir câhiliye devrine çevirmesi gibi sayısız sebep zikredilebilir.

Şüphesiz ki ilâhî rahmetin çekilip gazap tecellîle­rinin çoğalmasında, bu ve benzeri zulüm, vahşet ve haksızlıkların payı büyüktür.

Fakat bütün bu sebeplerin hulâsası; “Allâh’ı ve âhireti unutmak”tır. Zira Allâh’ın azameti, kudreti, zâlimlerden intikâmı, âhiretteki hesap ve azap unutulunca, insanoğlu daha da zâlimleşiyor, sırtlanlara rahmet okutan bir vahşete dûçâr oluyor.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Müslümanın Gönül Dünyası, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

ALLAH’IN RAHMET, MAĞFİRET VE İNAYETİNİ NASIL KAZANABİLİRİZ?

Allah’ın Rahmet, Mağfiret ve İnayetini Nasıl Kazanabiliriz?

ALLAH’IN RAHMET VE MERHAMETİ NASILDIR?

Allah’ın Rahmet ve Merhameti Nasıldır?

ALLAH’IN RAHMETİ İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Allah’ın Rahmeti ile İlgili Ayet ve Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.