İki Rüya Arasında: Müfessir Taberî’nin Hayatı ve Hatıraları Kitap Tanıtımı
Mesut Kaya’nın “İki Rüya Arasında: Müfessir Taberî’nin Hayatı ve Hatıraları” adlı kitabının tanıtımında, Taberî’nin ilim yolculuğu ve hayatı roman tadında bir üslupla ele alınıyor.
Geçmişten günümüze eğitim ve talim faaliyetlerinde farklı yöntemlerin kullanıldığı, gerek yazılı gerekse sözlü gelenekten açıkça müşahede edilmektedir. Şüphesiz öğretim alanında yazının kıymeti tartışılmaz bir konumdadır. Bununla birlikte, yazı diliyle aktarılan bir olgu ya da hadiseyi hikâyeleştirerek okuyucuya sunmak; bilgiyi kuru bir anlatım olmaktan çıkarıp bir olay örgüsü içerisinde hissettirmeden aktarmak, ciddi bir edebî maharet gerektirir. Okuyucuyu bir serüvenin içine dâhil ederek bilgiyle duygusal bir bağ kurdurabilmek ise her müellifin başarabileceği bir iş değildir.
İKİ RÜYA ARASINDA MÜFESSİR TABERÎ'NİN HAYATI VE HATIRALARI
Bu noktada Mesut Kaya Hoca’nın, İslâmî ilimler tarihinde tarihçi, dilci, fakih ve müfessir kimlikleriyle temayüz eden Muhammed b. Cerîr et-Taberî’nin hayatını, roman tadında bir anlatımla okuyucusuna sunan Müfessir güzel bir misaldir.
Eserin başkahramanı Taberî, gözlerini “iki denizin birleştiği şehir” olarak tasvir edilen Âmül’de açar. Saf bir süt berraklığındaki ilim deryasından ilk damlaları burada tadar. Ancak Âmül’de kendisine sunulabilecek ilmin sınırına ulaşıldığında, onu yıllar sürecek bir ilim yolculuğu beklemektedir. Şairin dediği gibi:
“Kuru bir toprakta gül bitmez derler,
Menzil-i maksuda yürümez erler;
Gurbeti kendine yurt etmezlerse,
İlim talebesine hicret gerekir.”
Bugünün şartlarında ilim uğruna kat edilen mesafeler geçmişe nispetle daha kolay görünebilir. Ancak dönemin imkânları düşünüldüğünde, güvenlikten sıhhate kadar pek çok problem, ilim talibinin çıktığı yolculuklarda karşılaştığı büyük imtihanlardandı. Taberî ise ilim aşkıyla dolu kalbinin ancak tahsille mutmain olacağına inanarak yola revan olur. Rey, Bağdat, Basra, Şam ve Mısır… Her biri onun ilim uğrağının bir durağı hâline gelir.
Taberî, uğradığı her şehirde o beldenin ilim halkalarıyla meşhur âlimlerinin derslerine iştirak eder. Müellif, Taberî’nin bu yolculuğunu aktarırken okuyucuyu da adeta kendisine refik edinir; onu şehir şehir dolaştırır, gidilen bölgelerin ayırt edici vasıflarını canlı tasvirlerle gözler önüne serer. Bununla birlikte dönemin ilim otoriteleri, öne çıkan yönleriyle okuyucuya tanıtılır. Böylece sürükleyici anlatı, yalnızca bir biyografi sunmakla kalmaz; aynı zamanda dönemin sosyo-kültürel atmosferinin okuyucunun zihninde yeniden inşa edilmesine de imkân sağlar.
Akademik dünyada türüne az rastlanır bir çalışma olarak karşımıza çıkan Müfessir, rüyaların tahakkuku ile ihlaslı bir ilim talebesinin uzun ve meşakkatli yolculuğunun neticesinde ortaya çıkan eser hikâyesini etkileyici bir üslupla anlatmaktadır. Bu tür çalışmalar, okuyucunun tarihle duygusal bir bağ kurmasına vesile olduğu gibi, İslâmî ilimler alanında yeni ve farklı bir öğretim üslubunun da mümkün olduğunu göstermektedir.
Mesut Kaya Hoca’nın kaleme aldığı bu eser, klasik ilim geleneğini modern okuyucunun dikkatine sunarken, ilim yolculuğunun yalnızca zihinsel değil aynı zamanda ruhî bir tecrübe olduğunu da hissettirmektedir.
Kaynak: Murat Gümüşörgü, Altınoluk Dergisi, Sayı: 484







YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!