Hitabet Nedir?

Hitabet nedir? Hitabet ilminin konusu ve amacı nedir kısaca...

Hitâbet, Arapça “  حَطَبَ” fiilinden türetilen bir kelime olup;

Bir şeyler anlatmak için sözü başkasına yöneltmektir.”[1] Anlamındadır.

Daha geniş anlamıyla:

 “Hitabe: güzel konuşan bir hatib’in bir kısım insanları ikna etmek için yaptığı düzenlenmiş konuşmadır.”[2]

Günümüzde hitabetin kapsamı genişlemiştir. İnsanın faal olduğu her alanda kendini gösterir.

Bu ilk insanın varlığıyla beraber artarak gelen bir süreçtir. Konuşmak ve söz söyleme insanın en tabii niteliğidir.

Hitabet zaman içinde “Topluluklar karşısında etkili ve güzel konuşma”  veya “ güzel ve düzgün söz söyleme” sanatı olarak gelişmiş ve anlam kazanmıştır.

Özetle: “Hitabet; topluluklar karşısında güzel söz söyleme sanatıdır.” şeklinde tarif edilir.

Konuşan kimseye “Hatib”,  söylenen söze “Hitabe veya Nutuk” denilir.

KONUSU VE AMACI

Hitabetin konusu, herhangi ilgi duyulan veya ihtiyaç olduğu düşünülen bir mevzuu etrafında hedef kitleyi bilgilendirme, aydınlatma, ikna etme ve yönlendirmedir.

Hitâbet’in amacı, bir fikri, düşünceyi veya bir konuyu imkan nispetinde ve usulüne uygun bir şekilde dinleyicilere sunmak ve benimsetmektir. Hitabetten maksat sadece konuşmak değildir. Önemli olan, bilgi vermek, konuşma neticesinde belirli davranışları benimsetmek, örnek göstererek dinleyicileri harekete geçirmektir.

Hitâbet’in amacını şu iki nokta üzerinde toplamak mümkündür: 

  1. Belli konularda bilgi vermek,
  2. Birtakım konuları benimsetmek.

HİTABETİN ÖNEMİ

İnsanlar, ihtiyaçlarını gidermek, düşüncelerini yaymak, hislerini belirtmek için güzel konuşmaya muhtaçtır. Güzel konuşma bir zorunluluktur. İnsan ideali, ihtiyacı, arzu ve istekleri olan bir varlıktır. Bunların en güzel şekilde anlatılma ve savunulma gereği vardır. Bunları yapmak için de bu noktada hitabet devreye girer.

 Bilinen bu hususlar, belli kuralları olan hitabet sanatı ile gerçekleştirilir. Hitabet sözlü ve görsel olarak insanların bilgilenme, yönlenme ve ikna olmasını sağlar. Artan ihtiyaçlar ve söylenmesi gereken hususlar, bu konunun önemini ortaya koyar. Örneğin ürettiği ürünü pazarlamaya çalışan sanayici, iyi bir tezgâhtar bu yönteme başvurur. Düşünce üreten mütefekkir, fikrini en güzel şekilde anlatmak için yine hitabeti kullanır.

Bir davanın savunucusu ve yayıcısı olan mübelliğ, eğitim ve öğretim işi yapan öğretmenlerde bu yöntemi kullanmaktadırlar.

Hulasa burada en önemli husus, güzel söz söyleme sanatı olan hitabetin kurallarının bilinmesidir. Görüldüğü gibi bütün bunlar hitabetin ne kadar önemli bir ilim ve sanat olduğuna vurgu yapmaktadır.    

Hitâbet kurallarına uyularak yapılan, planlı ve programlı sözlü bir anlatımın faydalarını şöylece sıralamak mümkündür: 

  1. Konu doğrudan dinleyicilere karşı ve canlı olarak anlatıldığından, istenilen bilgilerin verilmesi daha kolaydır. Anlaşılmayan kısımların karşılıklı soru-cevaplarla giderilmesi, konuların daha iyi giderilmesini sağlar.
  2. Hitâbette söyleyenle dinleyen karşı karşıya bulunduğundan, benimsenmeyen fikirlere karşı çıkmak ve doğru olanı savunmak mümkündür.
  3. Eğitim ve öğretimde hitâbet daha kestirme ve pratik bir yoldur. Bir konu ile ilgili yüzlerce kitabı günlerce okumak ve araştırmak yerine, o konuyu uzmanından birkaç saat içinde dinlemek ve öğrenmek mümkündür. Bu ise hem zaman hem de enerji tasarrufu sağlar. Kısa zamanda ve daha çabuk öğrenme yolunu açar.

[1] İ. Lütfi Çakan, Örnekleriyle Uygulamalı Dini Hitabet, s. 11

[2] Age. s. 12

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.