Hira Dağı’ndan Doğan Nûr

Hira’nın derin sessizliğinde yankılanan ilk ‘Oku!’ emri… Adem Saraç Hoca, Efendimiz’in (s.a.v.) peygamberlikle şereflendiği o mucizevi ana bizi götürüyor.

Dünya yorgun düşmüştü…

Bütün âlem, her şey ve herkes yorgun düşmüştü… Her türlü çirkinliğin başını alıp yürüdüğü ortam, bütün güzellikleri alıp götürmüştü…

Öyle ki, bütün her tarafta sivri dikenler türemiş, eller-ayaklar, yüzler-özler ve yürekler fena hâlde kanatılır olmuştu…
Her şey ve herkes, bundan son derece rahatsızdı, huzursuzdu, perişandı, bîtaptı…

Karanlıklar istilâ etmişti her tarafı. Karanlıklar karartmıştı her şeyi. Karanlıklar içinde yüzler de kararmıştı, Aydın gözler de; sözler de kararmıştı, özler de…

Karanlıkların korkunç istilâsı neticesinde, karanlık düşünceler, aydınlık hayatı da karartmış, kapkara etmişti.

Nerede ise, her şey bitme noktasına gelmişti. Çareler, çözümler ve ümitler bitmişti. Bitenler ve bitirenler çoktu çünkü…

Ama her şeye rağmen, dimdik ayakta durmayı başaranlar da vardı. Ümitlerini hiçbir zaman yitirmeyenler de vardı. Ve onlar büyük bir ümitle bekleşmedelerdi…

Bir kandil, bir ışık, bir Nûr bekleniyordu artık…

Bekleyiş uzun sürmedi…

Hira Dağı’ndan doğdu Nûr…

Muhammedü’l-Emîn -sallâllâhu aleyhi ve sellem- peygamber olarak vazifelendirildi…

Doğmuştu işte…

Bütün âlemi aydınlatacak Nûr doğmuştu…

Gelmişti işte… O gelmişti, O…

İnsanlığın kurtarıcısı gelmişti…

O’nun gelişi, Nûr’un doğuşuydu.

Nûr, sonsuza değin bir defa daha O’nunla doğmuştu…

O’nun gelişi Nûr’un doğuşu olacak ve karanlıklar zâil olacaktı…

Hira Dağı, Hira Nûr Dağı olmuştu artık.

Çünkü Hira Dağı’ndan, Nûr doğmuştu…

“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alekadan yarattı. Oku! Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir. Ki O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediği şeyleri O öğretti!” (Alâk, 96/1-5)

Ramazan ayının 17’si… Milâdî 610 yılıydı…

Hira Dağı’ndan Nûr Doğmuştu…

Karanlıklar aydınlık, aydınlıklar pür-nûr olacaktı artık… Nûr doğmuştu çünkü, Nûr…

Ve O, Peygamber olarak vazifelendirilmişti…

O, O’ydu işte… Habîbullah’tı O… Rasûlullah’tı…

Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Kâinatın Efendisi, bütün her tarafa aydınlık götürecek olan İki Cihan Güneşi, varlıkların en şereflisi, Peygamberler Sultanı Hazret-i Ahmed ü Mahmûd u Muhammed Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem-…

Vahyin gelişi ile, Hira Dağı Nûr’la aydınlanmış; Hira, Hira Nûr olmuştu…

Hira Dağı’ndan doğan Nûr ile, bundan böyle semâ ile yer arasında kopmaz bir bağ kurulmuş oluyordu…

Tâbir yerinde ise, Nûr’un sahibi, Nûr’unu göndermişti yine dünyaya. Bir nevî elini uzatmıştı. “Buna sımsıkı tutunun, yapışın, sımsıkı sarılın; sakın terk etmeyin” demişti.

Hira Dağı’ndan doğan Nûr, önce herhangi bir Hira olan bu dağı, Hira-Nûr olarak aydınlatıp nurlandırmış ve onurlandırmıştı. Oradan da bütün âlemi nurlandırıp onurlandıracaktı…

Değişim başlamış, Nûr ile aydınlanma sürecine girilmişti…

Nûr doğmuştu çünkü…

Aslında, ilk insan ve aynı zamanda ilk peygamberden beri, var olan bir Nûr’du bu. Fakat bu ihsân-ı ilâhî, zamanla unutulmuş; sözlerden, yüzlerden, gözlerden, özlerden ve nihayet bütün hayattan çıkarılmıştı.

Nihayetsiz izzet ve ikrâm sahibi olan Rabbimiz, yeniden rahmet elini uzatmıştı sevgili kullarına. Vahiy, aynı zamanda O’nun kudret, ihsan ve ikrâm eliydi çünkü.

“Oku!” emr-i ilâhîsi ile doğan Nûr, “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” diye devam ediyordu. Her şeyin başında Yaratan Rabbimiz’i hatırlamak ve O’nun adıyla okumak…

Öncelikle ilâhî vahyi okumak. Sonra da bütün varlıkları okumak. Yaratan Rabbimiz’in adıyla okumak…

İnsanın önünde duran her varlık, Yaratıcı’sını anlatan birer âyet olarak arz-ı endâm ediyor, şuurlu bir varlık olan insanın, bunları okuması isteniyordu.

Kur’ân-ı Kerîm’e dikkatli bir şekilde baktığımızda, “âyet”
İfadele rinin belki % 80’den fazlasının, bu türlü okumadan bahsettiği görülecektir. Burada, insanı Allah’a ulaştıran delillerin, sadece «sûreler»i meydana getiren cümlelerden ibaret (âyetler) olmadığı, aynı zamanda en küçüğünden en büyüğüne kadar, varlıkları meydana getiren unsurlar olduğu, akla gelmektedir…

Okuyacağız öyleyse…

Öncelikle ve özellikle Kur’ân okuyacağız. Hadîs okuyacağız. Kendimizi okuyacağız. Aile efradımızı okuyacağız. Çevremizi okuyacağız. Varlıkları okuyacağız. Bütün kâinatı okumaya çalışacağız…

“Oku” diye buyurdu çünkü Rabbimiz! O’nun emriyle ve O’nun adıyla okuyacağız.

Nurla nurlanmanın yoluydu okumak. Karanlıklardan aydınlığa geçişti…

Öyleyse haydi nurlanmaya…

Haydi aydınlanmaya…

O’nun sonsuzluk güneşinde…

-Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-

Kaynak: Âdem SARAÇ, 26 Haziran 2006

İslam ve İhsan

HZ. MUHAMMED’İN (SAV.) PEYGAMBERLİKLE GÖREVLENDİRİLMESİ NE ZAMAN VE NASIL OLMUŞTUR?

Hz. Muhammed’in (sav.) Peygamberlikle Görevlendirilmesi Ne Zaman ve Nasıl Olmuştur?

PEYGAMBERİMİZE GELEN İLK VAHİY

Peygamberimize Gelen İlk Vahiy

İLK VAHİY NEDİR? İLK VAHİY NE ZAMAN VE NEREDE GELDİ?

İlk Vahiy Nedir? İlk Vahiy Ne Zaman ve Nerede Geldi?

HİRA MAĞARASI NEREDE?

Hira Mağarası Nerede?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.