Hayvanlarının Yanarak Telef Olmasının Acısını Yaşayan Çoban, Hasar Gören Evini Terk Etmiyor

Antalya’nın Manavgat ilçesinde çıkan yangında hayvanlarının bir kısmını kaybetmenin acısını yaşayan 82 yaşındaki Mehmet Eski, evi hasar görmesine rağmen bölgeden ayrılmak istemiyor.

Manavgat ilçesinden uzakta, dağlık alanda kendi elleriyle yaptığı iki odalı taş evde yaşayan Mehmet Eski, etrafta başka kimsenin olmadığı yerde ailesiyle yıllarca mutlu bir hayat sürdü.

Burada büyüttüğü 5 çocuğunu evlendiren Eski, eşiyle hayvanlara bakarak kimseye muhtaç olmadan yaşarken 28 Temmuz’da başlayan ve günler sonra kontrol altına alınan yangında büyük üzüntü yaşadı.

Gençliğinde sırtında taşıyarak yaptığı taş evinin, gözü gibi baktığı hayvanlarının bir kısmının ve hatıralarının bir anda kül olmasının acısını yaşayan Eski, az gören gözlerine ve yaşlı haline rağmen yanan evini terk etmiyor.

Yangında 80 keçisinden 50’sinin telef olduğunu belirten 82 yaşındaki Eski, başından geçenleri paylaştı.

“BU YANGIN BENİ DE YAKTI GEÇTİ”

Eski, yükselen dumandan Manavgat’ın yanmaya başladığını anladıklarını, alevlerin birkaç gün sonra köylerinin etrafını sardığını söyledi.

Oğlunun gelmesiyle yanarak ölmekten kurtulduğunu belirten Eski, “Ben ömrümde böyle bir yangın görmedim. Bu yangın beni de yaktı geçti. Burada yaşıyordum, bir yangın geldi, hayvanlarımı, evimi, ahırımı, ağılımı her şeyimi yaktı geçti. Burada ayaküstü kaldım, evden sırtımdaki elbiseyle kaçtım.” dedi.

Eski, yangından sonra oğlunun evi ve hayvanlarını kontrol etmek için dağa geldiğini, “Her taraf yanmış.” deyince büyük üzüntü yaşadığını kaydetti.

“HAYVANLARIMIN YANARAK ÖLMESİNE ÇOK ÜZÜLDÜM”

Evine geri döndüğünde taş üstünde taş kalmadığını, çoğu hayvanının yandığını gördüğünü belirten Eski, şöyle konuştu:

“Burada düzenimi kurdum. Yaşlanınca hayvanları azalttım, onlar da evin etrafından otlanıyorlardı, öyle yaşıyordum. Hayatımda böyle bir afet görmedim. Biraz param vardı. Valizin içindeki param da yandı. Çok değildi ama o da gitti. Torunuma hediye, hayvanlarıma yem alacaktım o parayla, o da gitti. Yanarak can vermek kolay bir şey değil. Yangında neyim varsa yandı ama hayvanlarımın yanarak ölmesine çok üzüldüm. Bir tekem vardı, beni görünce koşar yanıma gelirdi, adına ‘Billoş’ diyordum. Yanımdan hiç ayrılmazdı, boynuzuyla beni severdi. Allah sabrımı artırsın şimdi.”

Eski, evi ve hayvanların bir kısmı yanmış da olsa Allah ömür verdiği sürece burada yaşamaya devam edeceğini dile getirdi.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.