Hak Dostlarının Hastalara Hizmeti
İnsan hizmetle nasıl büyür? Abdullah Sert Hocaefendi, Ubeydullah Ahrar Hazretleri ve Sâmi Efendi gibi Hak dostlarının hizmet ahlakını anlatıyor.
Servetinin ihtişamına rağmen hasta yataklarını elleriyle temizleyen Ubeydullah Ahrar Hazretleri’nden, bir garibin duasını almak için bir yıl boyunca yatalak bir hastaya bakan Mahmud Sâmi Ramazanoğlu Hazretleri’ne... Bu video; yalnızların, sahipsizlerin ve kalbi kırıkların kapısını çalarak Allah’ın rızasını arayanların hikâyesini anlatıyor.
ALLAH DOSTLARININ HASTALARLA İLGİLENMEYE VERDİĞİ ÖNEM
Ubeydullah Ahrar Hazretleri, Cenâb-ı Hakk’ın lutfuyla büyük bir servete sâhip olmuştu. Öyle ki, çiftliklerinde binlerce işçi çalışıyordu. Fakat o mübârek zât, buna rağmen hizmetten geri kalmıyordu. Mânevî kemâlât yolunda, tanıdık-tanımadık herkese büyük bir şefkatle hizmet ediyordu. Kendisi bu hizmetlerinden birini şöyle anlatır:
“Semerkant’ta Mevlânâ Kutbuddîn Medresesi’ndeki dört hastanın hizmetini üzerime almıştım. Hastalıkları arttığından, yataklarını kirletirlerdi. Ben onları elimle yıkayıp, çamaşırlarını giydirirdim. Devamlı hizmetlerinde bulunduğum için hastalıkları bana da sirâyet etti ve yatağa düştüm. Fakat o hâlimle bile, testilerle su getirip hastaların altlarını temizlemeye, elbiselerini yıkamaya devâm ettim.”
Hak dostu Mahmud Sâmî Ramazanoğlu Hazretleri de aynı şekilde yatalak bir hasta olan Cide Müftüsü Hüseyin Efendi’ye bir sene kadar bizzat hizmet etmiş. Hatta dergâhta demişler ki: 'Artık buna bakacak hâlimiz yok, gönderelim evlatları baksınlar.' Kastamonu’nun Cide’sine... Sâmi Efendi Hazretleri demiş ki: 'Orada ya bakarlar ya bakamazlar, müsaade edin bunun hizmetinde ben olayım.' O mübarek zata hizmet etmiş ama onun karşılığını da görmüş. O zat da ellerini açmış ve dua etmiş: 'Ya Rabbi! O uzun ömrümde bana hangi manevi ikramlarda bulunduysan, şimdi ben artık bu dünyadan gidiyorum, bunların hepsini bu genç Sâmi Efendi’ye lütfet ya Rabbi!' diye...
İşte insanlar böyle büyüyor kıymetli kardeşlerim. Evet, insanlar böyle büyüyor. Hizmetiyle büyüyor, tevazuuyla büyüyor, ikramıyla büyüyor, ahlakıyla büyüyor ve onlarla geleceğe kalıyor. Onun için de manevi hayat dediğimiz, seyrü süluk dediğimiz şey; bu güzellikleri bizzat yaşama gayreti içinde olmaktır. İşte Allah dostlarını büyük yapan da bu güzel hasletlerdir. Onlar daima yalnızların, sahipsizlerin, matemlilerin civarında bulunur; kimsenin uğramadığı dükkânlardan alışveriş ederler. Bu dükkânlar maddi dükkânlar değil; yani Allah’ın rızasını celbedecek güzel amellerin takdim edildiği yerlerdir. Hani bir garibe kimse uğramaz ama bir Allah dostu gider oradan istifade eder, alışverişi oradan yapar.









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!