Hak Dinin Özellikleri

Hak din hangisidir? İslam dininin temel özellikleri nelerdir? Yedi maddede Hak dinin özellikleri.

Günümüzde ilâhî kaynağa dayanan dinler olarak kabul edilen Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm’ın ortak nitelikleri ve İslâm’ın diğerlerinden ayrıldığı noktaları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

1. İslâm’ın en mükemmel bir din olması: Toplumların gelişme süreci dikkate alınınca, en son gelen dinin öncekilere göre en mükemmel olması gerekir. Âyette şöyle buyurulur: “Bu gün size dininizi kemâle erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.” [1] İslâm son din olduğu gibi, onun peygamberi de son peygamberdir. Diğer dinler İslâm’a göre önceki dinler konumundadır.

2. Allah inancı: İslâm tek Allah inancına dayanır ve O’na ibadet edilmesini ister. Varlıklar âleminin Allah Teâlâ tarafından yaratıldığını haber verir. Yahudîlik Allah’ın birliği üzerinde ısrarla durmasına rağmen, tarihin çeşitli dönemlerinde ona beşerî nitelikler nispet etmişler ve Yahova’yı millî bir Tanrı olarak görmüşler, Üzeyir (a.s)’ın Allah’ın oğlu olduğunu söylemişlerdir. Hıristiyanlar ise Hz. İsa’ya Allah ve Allah’ın oğlu diyerek, onu tanrılaştırmışlardır.

3. Melek inancı: İslâm melek denilen latîf varlıklara inanmayı ister. Diğer ilâhî kökenli dinlere ise, meleklerin Allah’ın oğulları ve kızları olduğu inancı girmiştir. İslâm bu inancı reddetmiştir.

4. Kutsal kitaplara inanmak: İslâm inancına göre, Yüce Allah Hz. Âdem (a.s)’den beri kimi peygamberlere sahifeler hâlinde mesajını duyurmuş, kimilerine kitab indirmiştir. Hz. Davud’a Zebur’u, Hz. Musa’ya Tevrat’ı, Hz. İsa’ya İncil’i ve Hz. Muhammed (a.s)’e da Kur’an’ı indirmiştir. Kur’an-ı Kerîm, 23 yılda parça parça indirilmiş ve hiç bir değişikliğe uğramadan günümüze ulaşmıştır. Diğer iki kutsal kitap ise çeşitli müdahalelerle değişikliğe uğramış ve orijinalleri yok olduğu için, eldeki İncil ve Tevrat nüshalarını ana metinden kontrol etme imkânı da kalmamıştır. Ancak bunlardan sonra gelen Kur’an-ı Kerîm, Tevrat ve İncil’de insan eliyle yapılan ana değişiklikleri açıklamıştır. Bu değiştirilen yerler, Kur’an-ı Kerîm’den izlenerek, bu kitaplarda yer alan ana mesaj ortaya konulabilir. Ancak bu takdirde semâvî kökenli kitap mensupları arasında gerçek bir diyaloğdan söz edilebilir. Bu da İslâm’ın getirdiği mesajdan başkası olmaz.

Diğer yandan, Yahudi ve Hıristiyanlar birbirinin kitaplarını kabul etmedikleri gibi, İslâm’ın kutsal kitabı Kur’an’ı da reddetmişlerdir. İslâm ise Hz. Âdem’den son peygambere kadar geçen bütün ilâhî mesajın bir çeşit özünü ve özetini verdiği, bunları onayladığı için, önceki dinlere bağlılığını sürdürenlere sürekli olarak diyaloğ kapısını açık tutmuştur. Hatta onları küfür ehlinden ayrı tutarak “ehl-i kitap” statüsünde görmüştür.

5. Peygamberlik inancı: İslâm, Kur’an’da adı geçen 28 peygamberi ve Allah’ın, adı anılmayan elçilerini bütün olarak kabul eder. Yahudilik ve Hıristiyanlık ise sonradan bozuldukları için, peygamberler hakkında çeşitli iddia ve iftiralarda bulunarak, kendilerinden sonra gelen peygamberi kabul etmemişlerdir.

6. Âhiret inancı: Bu inanç bütün semavî dinlerde ortaktır. Yahudilikte dünya hayatına, Hıristiyanlıkta ise âhiret ve mânevî hayata daha fazla ağırlık verilirken, İslâm her ikisi arasında dengeyi kurmuştur. “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu iste, ama dünyadan da nasibini unutma.” [2]

7. Herkese gücünün yettiği ölçüde yükümlülük getirilmesi: Dünya-Ahiret, madde-mânâ bakımından en ölçülü ve kolay hükümleri İslâm getirmiştir. İslâm daha önceki dinlerde yer alan kimi ağır hükümleri kaldırmış ya da hafifletmiştir.

Kur’an’da şöyle buyurulur: “Allah hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez. [3] “İşte böylece sizin insanlığa tanıklar olmanız, Elçi’nin de size tanık olması için sizi orta bir ümmet yaptık. [4] Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: “Ben, kolay ve yüce Hanîflik’le gönderildim.” [5]

Dipnotlar:

[1] Mâide, 5/3.

[2] Kasas, 28/77.

[3] Bakara, 2/286.

[4] Bakara, 2/143.

[5] A. İbn Hanbel, V, 266; bk. Buhârî, İmân, 29.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

 

DİNLER VE İNANÇLAR

Dinler ve İnançlar

ALLAH'A İMAN NEDİR?

Allah'a İman Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.